Cengiz Pansiyon
A PARTİ

Ağıralioğlu: Başörtüsü hiçbir kabahatin örtüsü haline getirilmemelidir

Siyaset 02.10.2026 - 18:14, Güncelleme: 02.10.2026 - 18:14
 

Ağıralioğlu: Başörtüsü hiçbir kabahatin örtüsü haline getirilmemelidir

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Sözcü TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu ‘Günaydın Türkiyem’ programının canlı yayın konuğu oldu.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu “Başörtüsü sorununu çözdük. Başörtülü olan insanlarımızın itilip kakılmasına, mukavele ettik. Allah’a hamdolsun diyoruz. İnancından dolayı kimsenin itilip kakılmadığı bir memleketimiz var. Meclise de giriyorlar, bakan da oluyorlar. Çok şükür Allah’a gururumuz da oluyorlar diyoruz. Gururumuz olacak işler yapınca da diyoruz ki ‘hamdolsun, gururumuz da oldular.’ Gururumuz olunca övüyoruz da, utancımız olunca söylemeyecek miyiz? Niçin bozuluyorlar? Ben bundan utanıyorum. Yani ismiyle, varlıklarıyla, makamlarında, mevkilerinde ‘Allah’a hamdolsun bu günleri gördük, bu makamlarda inanan insanların da devletlerine, milletlerine hizmet imkânı da oldu’ dediklerimizin isminin bir dolandırıcılık organizasyonunun ilk başında açıklanan olmasından utanmayacağız mı biz?” ifadelerini kullandı. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu Sözcü TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu ‘Günaydın Türkiyem’ programının canlı yayın konuğu oldu. Genel Başkan Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:   Tarihin gördüğü en büyük gariban dolandırıcılığıdır “Bu fon meselesi bize çok büyük bir arınma, bir sistem muhasebesidir. Doğru yapabilirsek, önümüzdeki dönem memleketin başına böyle belalar gelmesin diye bir imkâna dönüştürülebilir. Siyaset nasıl duracak? Nerede duracak? Neyi soracak? Hesabı sorarken hangi hassasiyet merkezinde nasıl davranacak; adaleti, teraziyi nereye koyacak? Bunlara bakmamız lazım. Çünkü bu, tarihin gördüğü en büyük gariban dolandırıcılığıdır. Ben siyasi olarak diğer partilerden yahut siyasi partilerin alışkanlığı hâline gelen siyasi münakaşalardan biraz daha beride duran biriyim. İktidarda kim olursa olsun... Ama AK Parti ve MHP şu an dindarlığın, muhafazakârlığın, milliyetçiliğin iktidarı aynı zamanda. Yaptıkları her iyi şeye kendim yapmış gibi sevinen biriyimdir. Ben yaptıkları, bu arada yapabilmeyi başardıkları, milletin de dua ettiği her hayırlı işe kendim yapmışım gibi sevinebilen, bunu da kendim yapmışım gibi övüne övüne anlatabilen bir siyasetçiyim.   Gururumuz olunca övüyoruz da utancımız olunca söylemeyecek miyiz? İyi yapılan şeyleri överken, bunlardan mutlu olurken; dindarlığın, tevazunun, tasarrufun, memlekette üretimin vaat edilerek başlandığı yolculuğa rantın, haramın, yalanın böyle karışması, bazı isimlerin bu işlerin içinde adının anılıyor olması utancımız olmayacak mı? Adaletten bahsederken ‘Hz. Ömer’ deyip, sonra bu kadar adaletsizlikten, adaletin bu kadar siyasetin gölgesinde kalmışlığından utanmayacak mıyız? Yani biz ‘Vesayetle hesaplaşacağız’ diye yola çıktık, vesayet odaklarıyla hesaplaştılar. Teşekkür ediyoruz, var olsunlar. Şimdi parti vesayetini görmeyecek miyiz mesela? ‘Başörtüsü sorununu çözdük, başörtülü insanlarımızın itilip kakılmasına mukavemet ettik, Allah’a hamdolsun’ diyoruz. İnancından dolayı kimsenin itilip kakılmadığı bir memleketimiz var; Meclise de giriyorlar, bakan da oluyorlar. ‘Çok şükür Allah’a, gururumuz da oluyorlar’ diyoruz. Gururumuz olacak işler yapınca ‘Hamdolsun’ diyoruz. Gururumuz olunca övüyoruz da utancımız olunca söylemeyecek miyiz? Niçin bozuluyorlar? Ben bundan utanıyorum. Yani ismiyle, varlıklarıyla, makamlarda, mevkilerde ‘Allah’a hamdolsun bu günleri gördük’ diyebildiğimiz, bu makamlarda inanan insanların da devletine, milletine hizmet imkânı oldu dediklerimizin isminin bir dolandırıcılık organizasyonunun en başında açıklananlardan olmasından utanmayacak mıyız biz? Benim söylediğim; benim de ait olduğum, kıymet verdiğim, mücadele ettiğim değerler dünyasına yakışmaz işlere dair bir sitemdir. Ortalama zekası, ortalama ahlakı ve vicdanı olan herkes benim ne dediğimi bilir. Ben değerler üzerinden bilek güreşi yapmam; ama değerlere hizmet etmeye, değerler lekelenmesin diye hassasiyet göstermeye çalışırım.     Ben başörtüsü mücadelesini verirken AK Parti kurulmamıştı! Mesela dini referanslarla konuşurlar: ‘Başörtüsü sorununu biz çözdük.’ Çözdüler, var olsunlar; çok kıymetli bir iştir. Ama ben başörtüsü mücadelesini verirken AK Parti daha kurulmamıştı yahu! Yani 1995’lerde, 28 Şubat’ın netameli zamanlarında ben bu işlerin kavgasını verdim, yargılandım. DGM’de ‘Beyaz Yürüyüş’ten yargılanmış biriyim. Dolayısıyla bu kavgaların, ne zorlukların içerisinde bu süreçleri atlattığımızı bilirim. Ama şimdi başörtüsü hiçbir kabahatin örtüsü hâline getirilmemelidir! Başörtüsü; ismi hiç bulaşmaması gereken başörtülü, dindar, mütedeyyin insanların hiç girmemesi gereken birtakım kabahatler varsa, bu kabahatlerin içinde dindarlığımızın töhmet altında kalmasına kızmayayım mı ben? Kızayım! ‘Burada ne işiniz var? Bunu nasıl yaparsınız? Böyle bir şeyin içerisinde nasıl parmak iziniz olur? Böyle bir şeyin içinde, bu insanların mağduriyetine sebep olan insanlar cümlesinde nasıl bulunursunuz?’ diye kızmayalım mı biz?   Bu operasyonun ‘nasıl bu kadar bozulduk?’ deme mecburiyeti yok mu? Mesela Adalet Bakanımız operasyonlar yapıyor, biliyorsunuz. Operasyon sayısında geçmiş dönemlerle mukayese edildiğinde olağanüstü bir artış var. Şimdi bu cihetten şöyle bakabiliriz bu işe, deriz ki: ‘Var olsunlar, memlekette kim suçluysa herkese değsin.’ Uyuşturucu, bahis tezgâhları, çeteler, mafyalar, dolandırıcılık, sebepsiz zenginleşme, ihale fesatçıları... Bir sürü şey konuşuluyor ve bunlara operasyon yapılıyor. Ama bir cihetten de şöyle bakmamız gerekmiyor mu: AK Parti bir cihetten de kendi geçmişine operasyon yapmıyor mu? Şöyle demeleri gerekmiyor mu: ‘Biz bu kadar operasyonu yapıyoruz; bu kadar kabahatli, kusurlu, suçlu, kirlenmiş yapı var.’ Bazen bürokratların ismi geçiyor, bazen siyasetçilerin ismi geçiyor, bazen AK Parti’nin atadıklarının, kefil olduklarının ismi geçiyor... Şimdi şöyle bir muhasebe yapmaları gerekmiyor mu: ‘Biz bu kadar operasyonu kime yapıyoruz?’ Eğer kendi geçmişinize operasyon yapıyorsanız, bu operasyonun bir de hesap vermek, muhasebe etmek, ‘Nasıl bu kadar bozulduk?’ demek mecburiyeti yok mu? Atamalarla ilgili Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin, 25 yıllık AK Parti karnesinin en kötü dönemi olduğunu herkes biliyor.   Şimdi millet yazar kasa atmıyor, canını atıyor! 25 yıl önce millet ekonomik sıkıntı sebebiyle yazar kasa atıyordu; şimdi millet yazar kasa atmıyor, canını atıyor! Bakın, intihar ediyorlar onurları için. Eskiden, sizin ilk geldiğiniz zamanlarda milletinize söz verdiğiniz o 3Y (Yolsuzluk, Yasaklar, Yoksulluk) engellenecek ve ‘Adaletle ülkeyi kalkındıracağız’ demenize sebep olan sorunların hepsini ben şimdi Anahtar Parti’nin vaadi ile yeniden parti kurdum.   Anahtar Parti bir kefaret partisidir Anahtar Parti bir kefaret partisidir. Ne demek kefaret partisi, biliyor musunuz? Kefaret; yani biz bedel ödeme partisiyiz. Bazıları hesap sormaya gelir, biz hesap vermeye de geliyoruz. Hesap ne? Şu: Siz dindarlığın, mukaddesatçılığın, milliyetçiliğin, muhafazakârlığın da iktidarısınız. Bu söyledikleriniz, sizin hizmet etme iddianız olan kulvarları açıyor size; yapamadıklarınız da hesabınızı artırıyor. Ben AK Parti’nin harama, yalana, talana bozduğu orucun kefaretiyim! Bu benim ait olduğum dünya. Ben bu değerler dünyasına aitim; bu değerler için mücadele ettim. Haramsız bir Türkiye hayali kurdum; yalansız bir Türkiye... Onun bunun itilip kakılmadığı, hiç kimsenin inancından dolayı hor görülmediği, 86 milyonun aile olarak kuşatılabildiği bir memleket hayali kurdum. Bu hayal için çıkılmış yolda ödenmiş bedelden hissemize düşen ne? Bu karne! Bu enflasyon, bu faiz, bu işsizlik, bu intiharlar, bu beyin göçü, rekabet gücünü kaybetmiş bu sanayi, ağzına kadar dolu bu cezaevleri... Bu karne kaldı elimizde.   ‘İtirazın’ seçimi geliyor; ‘Razı değiliz’in seçimi geliyor! Emeklileriniz sandık müşahidimiz olacak. Gazileriniz, geride bıraktıklarınız bekleyecekler sizi sandık müşahidi olarak. Yurt dışına gitmiş, ‘Giderlerse gitsinler’ dediğiniz çocuklar bekleyecek sizi. Hayalleri yitip gitmiş evlatlar bekleyecek sizi. Göreceğiz; o canına kıymak zorunda kalmış, onuruyla yaşayamadığı için, çocuklarına harçlık veremediği için intihar etmiş babaların evlatları bekleyecek sizi sandıkta! Bu sefer sandıkta sizi milletiniz bekleyecek. Vaat ettikleriniz, vaat edip bulduramadıklarınız bekleyecek sizi. O yüzden ben bu seçimde bir fırtına bekliyorum. Sessiz bir fırtına bekliyorum ama sandıkta bir patlama bekliyorum. İtirazın seçimi geliyor; ‘Razı değiliz’in seçimi geliyor!   AK Parti’nin akla ihtiyacı var Üsküdar Belediyesi gündem oldu. O gün Sayın Cumhurbaşkanı’nı kızarken görmek isterdim. Telefondan sesinin şöyle gelmesini isterdim: ‘Ne demek milletin iradesini gasp etmek? Bu millet iradesini kime verdi? Kimin partisini seçtiyse ona saygılı olacaksınız. Yolsuzluk araştırması başka bir şeydir, millet iradesini gasp etmek başka bir şeydir; asla böyle bir şeye müsaade etmem!’ derken görmek isterdim. Sayın Cumhurbaşkanım, benzer konuşmalarınız vardır, hatırlayın lütfen. Şimdi transfer meclisleri kuruluyor; o partiden, bu partiden herkese rozet takılıyor. Sayın Cumhurbaşkanım, öyle istifa edip gitmiş milletvekillerine: ‘Milletvekilliğini de bırakacaksınız, öyle değil! Kimin oyunu, kimin işini almışsanız ona sadakat göstereceksiniz’ diyordu. Şimdi bu, meclisi Güneş Motel’e çevirme hevesi değil midir? Nedir bu? Başka partilerden bir sürü adamın yakasına rozet takmak... Daha önce hakaret ettiğiniz, daha önce ‘hırsız’ dediğiniz insanların yakasına rozet takmak nedir? Ne ihtiyacınız var buna? Sen bu memlekette birilerine rozet takınca ne kazanıyorsun?  AK Parti’nin rozet takılarak katılacak belediye başkanına ve mebusa ihtiyacı yok. AK Parti’nin akla ihtiyacı var, AK Parti’nin plana ihtiyacı var; nezakete, sorumluluğa, ciddiyete ihtiyacı var. Bunları yapabilmek için hassasiyete, idealizme ihtiyacı var. Bunlar olmazsa kime ne kadar rozet takarsanız takın, millet bunları görür. İradenizle alamadığınızı gücünüzle almaya kalkıyorsunuz duygusu, sandıkta size büyük bir cezalandırma olarak döner.   Memlekette ne bozulursa önce kadın hisseder Bu memlekette kadınlar şunu bilmek zorundalar: Şu ana kadar maruz kaldığınız bütün sorunlar sizin için çok zordu; hayalini kurduğunuz ülkeyi kurmak, maruz kaldığınız sorunlardan daha kolaydır. Çünkü bir memlekette bir şey bozuldu mu, önce kadınlar etkilenir. Memlekette ne bozulursa önce kadın hisseder. Ahlak bozuldu, kadın hisseder. Din bozuldu, kadın hisseder. İşsizlik geldi, kadın hisseder. Ekonomi bozuldu, kadın hissedir. Çocukların umudu yitti, kadın hisseder. Sokakta güvenlik kalmadı, kadın hisseder. Hukuk bozuldu, kadın hisseder. Ne olursa önce kadın hisseder. Şu anda Türkiye’nin bütün bu bozulmasının merkezinde bedel ödeyen kadınlardır. Bir sorumluluk hattındayız. Biz büyük milletin küçük evlatlarıyız. Benim devletimin, milletimin büyüklüğü bana yeter; ben büyük olmak zorunda değilim. Büyüklerin karnesidir elimizdeki; çok büyüklerin karnesi bu karne! Bu karneye razı değiliz. Bundan çok daha iyisini yapabiliriz ve göstereceğiz!”      
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Sözcü TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu ‘Günaydın Türkiyem’ programının canlı yayın konuğu oldu.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu “ Başörtüsü sorununu çözdük. Başörtülü olan insanlarımızın itilip kakılmasına, mukavele ettik. Allah’a hamdolsun diyoruz. İnancından dolayı kimsenin itilip kakılmadığı bir memleketimiz var. Meclise de giriyorlar, bakan da oluyorlar. Çok şükür Allah’a gururumuz da oluyorlar diyoruz. Gururumuz olacak işler yapınca da diyoruz ki ‘hamdolsun, gururumuz da oldular.’ Gururumuz olunca övüyoruz da, utancımız olunca söylemeyecek miyiz? Niçin bozuluyorlar? Ben bundan utanıyorum. Yani ismiyle, varlıklarıyla, makamlarında, mevkilerinde ‘Allah’a hamdolsun bu günleri gördük, bu makamlarda inanan insanların da devletlerine, milletlerine hizmet imkânı da oldu’ dediklerimizin isminin bir dolandırıcılık organizasyonunun ilk başında açıklanan olmasından utanmayacağız mı biz?” ifadelerini kullandı.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu Sözcü TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu ‘Günaydın Türkiyem’ programının canlı yayın konuğu oldu.

Genel Başkan Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:

 

Tarihin gördüğü en büyük gariban dolandırıcılığıdır

“Bu fon meselesi bize çok büyük bir arınma, bir sistem muhasebesidir. Doğru yapabilirsek, önümüzdeki dönem memleketin başına böyle belalar gelmesin diye bir imkâna dönüştürülebilir. Siyaset nasıl duracak? Nerede duracak? Neyi soracak? Hesabı sorarken hangi hassasiyet merkezinde nasıl davranacak; adaleti, teraziyi nereye koyacak? Bunlara bakmamız lazım. Çünkü bu, tarihin gördüğü en büyük gariban dolandırıcılığıdır. Ben siyasi olarak diğer partilerden yahut siyasi partilerin alışkanlığı hâline gelen siyasi münakaşalardan biraz daha beride duran biriyim. İktidarda kim olursa olsun... Ama AK Parti ve MHP şu an dindarlığın, muhafazakârlığın, milliyetçiliğin iktidarı aynı zamanda. Yaptıkları her iyi şeye kendim yapmış gibi sevinen biriyimdir. Ben yaptıkları, bu arada yapabilmeyi başardıkları, milletin de dua ettiği her hayırlı işe kendim yapmışım gibi sevinebilen, bunu da kendim yapmışım gibi övüne övüne anlatabilen bir siyasetçiyim.

 

Gururumuz olunca övüyoruz da utancımız olunca söylemeyecek miyiz?

İyi yapılan şeyleri överken, bunlardan mutlu olurken; dindarlığın, tevazunun, tasarrufun, memlekette üretimin vaat edilerek başlandığı yolculuğa rantın, haramın, yalanın böyle karışması, bazı isimlerin bu işlerin içinde adının anılıyor olması utancımız olmayacak mı? Adaletten bahsederken ‘Hz. Ömer’ deyip, sonra bu kadar adaletsizlikten, adaletin bu kadar siyasetin gölgesinde kalmışlığından utanmayacak mıyız? Yani biz ‘Vesayetle hesaplaşacağız’ diye yola çıktık, vesayet odaklarıyla hesaplaştılar. Teşekkür ediyoruz, var olsunlar. Şimdi parti vesayetini görmeyecek miyiz mesela?

‘ Başörtüsü sorununu çözdük, başörtülü insanlarımızın itilip kakılmasına mukavemet ettik, Allah’a hamdolsun’ diyoruz. İnancından dolayı kimsenin itilip kakılmadığı bir memleketimiz var; Meclise de giriyorlar, bakan da oluyorlar. ‘Çok şükür Allah’a, gururumuz da oluyorlar’ diyoruz. Gururumuz olacak işler yapınca ‘Hamdolsun’ diyoruz. Gururumuz olunca övüyoruz da utancımız olunca söylemeyecek miyiz? Niçin bozuluyorlar? Ben bundan utanıyorum. Yani ismiyle, varlıklarıyla, makamlarda, mevkilerde ‘Allah’a hamdolsun bu günleri gördük’ diyebildiğimiz, bu makamlarda inanan insanların da devletine, milletine hizmet imkânı oldu dediklerimizin isminin bir dolandırıcılık organizasyonunun en başında açıklananlardan olmasından utanmayacak mıyız biz? Benim söylediğim; benim de ait olduğum, kıymet verdiğim, mücadele ettiğim değerler dünyasına yakışmaz işlere dair bir sitemdir. Ortalama zekası, ortalama ahlakı ve vicdanı olan herkes benim ne dediğimi bilir. Ben değerler üzerinden bilek güreşi yapmam; ama değerlere hizmet etmeye, değerler lekelenmesin diye hassasiyet göstermeye çalışırım.

 

 

Ben başörtüsü mücadelesini verirken AK Parti kurulmamıştı!

Mesela dini referanslarla konuşurlar: ‘ Başörtüsü sorununu biz çözdük.’ Çözdüler, var olsunlar; çok kıymetli bir iştir. Ama ben başörtüsü mücadelesini verirken AK Parti daha kurulmamıştı yahu! Yani 1995’lerde, 28 Şubat’ın netameli zamanlarında ben bu işlerin kavgasını verdim, yargılandım. DGM’de ‘Beyaz Yürüyüş’ten yargılanmış biriyim. Dolayısıyla bu kavgaların, ne zorlukların içerisinde bu süreçleri atlattığımızı bilirim. Ama şimdi başörtüsü hiçbir kabahatin örtüsü hâline getirilmemelidir! Başörtüsü; ismi hiç bulaşmaması gereken başörtülü, dindar, mütedeyyin insanların hiç girmemesi gereken birtakım kabahatler varsa, bu kabahatlerin içinde dindarlığımızın töhmet altında kalmasına kızmayayım mı ben? Kızayım! ‘Burada ne işiniz var? Bunu nasıl yaparsınız? Böyle bir şeyin içerisinde nasıl parmak iziniz olur? Böyle bir şeyin içinde, bu insanların mağduriyetine sebep olan insanlar cümlesinde nasıl bulunursunuz?’ diye kızmayalım mı biz?

 

Bu operasyonun ‘nasıl bu kadar bozulduk?’ deme mecburiyeti yok mu?

Mesela Adalet Bakanımız operasyonlar yapıyor, biliyorsunuz. Operasyon sayısında geçmiş dönemlerle mukayese edildiğinde olağanüstü bir artış var. Şimdi bu cihetten şöyle bakabiliriz bu işe, deriz ki: ‘Var olsunlar, memlekette kim suçluysa herkese değsin.’ Uyuşturucu, bahis tezgâhları, çeteler, mafyalar, dolandırıcılık, sebepsiz zenginleşme, ihale fesatçıları... Bir sürü şey konuşuluyor ve bunlara operasyon yapılıyor. Ama bir cihetten de şöyle bakmamız gerekmiyor mu: AK Parti bir cihetten de kendi geçmişine operasyon yapmıyor mu? Şöyle demeleri gerekmiyor mu: ‘Biz bu kadar operasyonu yapıyoruz; bu kadar kabahatli, kusurlu, suçlu, kirlenmiş yapı var.’ Bazen bürokratların ismi geçiyor, bazen siyasetçilerin ismi geçiyor, bazen AK Parti’nin atadıklarının, kefil olduklarının ismi geçiyor... Şimdi şöyle bir muhasebe yapmaları gerekmiyor mu: ‘Biz bu kadar operasyonu kime yapıyoruz?’ Eğer kendi geçmişinize operasyon yapıyorsanız, bu operasyonun bir de hesap vermek, muhasebe etmek, ‘Nasıl bu kadar bozulduk?’ demek mecburiyeti yok mu? Atamalarla ilgili Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin, 25 yıllık AK Parti karnesinin en kötü dönemi olduğunu herkes biliyor.

 

Şimdi millet yazar kasa atmıyor, canını atıyor!

25 yıl önce millet ekonomik sıkıntı sebebiyle yazar kasa atıyordu; şimdi millet yazar kasa atmıyor, canını atıyor! Bakın, intihar ediyorlar onurları için. Eskiden, sizin ilk geldiğiniz zamanlarda milletinize söz verdiğiniz o 3Y (Yolsuzluk, Yasaklar, Yoksulluk) engellenecek ve ‘Adaletle ülkeyi kalkındıracağız’ demenize sebep olan sorunların hepsini ben şimdi Anahtar Parti’nin vaadi ile yeniden parti kurdum.

 

Anahtar Parti bir kefaret partisidir

Anahtar Parti bir kefaret partisidir. Ne demek kefaret partisi, biliyor musunuz? Kefaret; yani biz bedel ödeme partisiyiz. Bazıları hesap sormaya gelir, biz hesap vermeye de geliyoruz. Hesap ne? Şu: Siz dindarlığın, mukaddesatçılığın, milliyetçiliğin, muhafazakârlığın da iktidarısınız. Bu söyledikleriniz, sizin hizmet etme iddianız olan kulvarları açıyor size; yapamadıklarınız da hesabınızı artırıyor. Ben AK Parti’nin harama, yalana, talana bozduğu orucun kefaretiyim! Bu benim ait olduğum dünya. Ben bu değerler dünyasına aitim; bu değerler için mücadele ettim. Haramsız bir Türkiye hayali kurdum; yalansız bir Türkiye... Onun bunun itilip kakılmadığı, hiç kimsenin inancından dolayı hor görülmediği, 86 milyonun aile olarak kuşatılabildiği bir memleket hayali kurdum. Bu hayal için çıkılmış yolda ödenmiş bedelden hissemize düşen ne? Bu karne! Bu enflasyon, bu faiz, bu işsizlik, bu intiharlar, bu beyin göçü, rekabet gücünü kaybetmiş bu sanayi, ağzına kadar dolu bu cezaevleri... Bu karne kaldı elimizde.

 

‘İtirazın’ seçimi geliyor; ‘Razı değiliz’in seçimi geliyor!

Emeklileriniz sandık müşahidimiz olacak. Gazileriniz, geride bıraktıklarınız bekleyecekler sizi sandık müşahidi olarak. Yurt dışına gitmiş, ‘Giderlerse gitsinler’ dediğiniz çocuklar bekleyecek sizi. Hayalleri yitip gitmiş evlatlar bekleyecek sizi. Göreceğiz; o canına kıymak zorunda kalmış, onuruyla yaşayamadığı için, çocuklarına harçlık veremediği için intihar etmiş babaların evlatları bekleyecek sizi sandıkta! Bu sefer sandıkta sizi milletiniz bekleyecek. Vaat ettikleriniz, vaat edip bulduramadıklarınız bekleyecek sizi. O yüzden ben bu seçimde bir fırtına bekliyorum. Sessiz bir fırtına bekliyorum ama sandıkta bir patlama bekliyorum. İtirazın seçimi geliyor; ‘Razı değiliz’in seçimi geliyor!

 

AK Parti’nin akla ihtiyacı var

Üsküdar Belediyesi gündem oldu. O gün Sayın Cumhurbaşkanı’nı kızarken görmek isterdim. Telefondan sesinin şöyle gelmesini isterdim: ‘Ne demek milletin iradesini gasp etmek? Bu millet iradesini kime verdi? Kimin partisini seçtiyse ona saygılı olacaksınız. Yolsuzluk araştırması başka bir şeydir, millet iradesini gasp etmek başka bir şeydir; asla böyle bir şeye müsaade etmem!’ derken görmek isterdim. Sayın Cumhurbaşkanım, benzer konuşmalarınız vardır, hatırlayın lütfen. Şimdi transfer meclisleri kuruluyor; o partiden, bu partiden herkese rozet takılıyor. Sayın Cumhurbaşkanım, öyle istifa edip gitmiş milletvekillerine: ‘Milletvekilliğini de bırakacaksınız, öyle değil! Kimin oyunu, kimin işini almışsanız ona sadakat göstereceksiniz’ diyordu. Şimdi bu, meclisi Güneş Motel’e çevirme hevesi değil midir? Nedir bu? Başka partilerden bir sürü adamın yakasına rozet takmak... Daha önce hakaret ettiğiniz, daha önce ‘hırsız’ dediğiniz insanların yakasına rozet takmak nedir? Ne ihtiyacınız var buna? Sen bu memlekette birilerine rozet takınca ne kazanıyorsun?  AK Parti’nin rozet takılarak katılacak belediye başkanına ve mebusa ihtiyacı yok. AK Parti’nin akla ihtiyacı var, AK Parti’nin plana ihtiyacı var; nezakete, sorumluluğa, ciddiyete ihtiyacı var. Bunları yapabilmek için hassasiyete, idealizme ihtiyacı var. Bunlar olmazsa kime ne kadar rozet takarsanız takın, millet bunları görür. İradenizle alamadığınızı gücünüzle almaya kalkıyorsunuz duygusu, sandıkta size büyük bir cezalandırma olarak döner.

 

Memlekette ne bozulursa önce kadın hisseder

Bu memlekette kadınlar şunu bilmek zorundalar: Şu ana kadar maruz kaldığınız bütün sorunlar sizin için çok zordu; hayalini kurduğunuz ülkeyi kurmak, maruz kaldığınız sorunlardan daha kolaydır. Çünkü bir memlekette bir şey bozuldu mu, önce kadınlar etkilenir. Memlekette ne bozulursa önce kadın hisseder. Ahlak bozuldu, kadın hisseder. Din bozuldu, kadın hisseder. İşsizlik geldi, kadın hisseder. Ekonomi bozuldu, kadın hissedir. Çocukların umudu yitti, kadın hisseder. Sokakta güvenlik kalmadı, kadın hisseder. Hukuk bozuldu, kadın hisseder. Ne olursa önce kadın hisseder. Şu anda Türkiye’nin bütün bu bozulmasının merkezinde bedel ödeyen kadınlardır. Bir sorumluluk hattındayız. Biz büyük milletin küçük evlatlarıyız. Benim devletimin, milletimin büyüklüğü bana yeter; ben büyük olmak zorunda değilim. Büyüklerin karnesidir elimizdeki; çok büyüklerin karnesi bu karne! Bu karneye razı değiliz. Bundan çok daha iyisini yapabiliriz ve göstereceğiz!”

 

 

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve martigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.