Bir insan kim olduğunu ve nerede olduğunu belirlemezse tüm istekleri yanlış, tüm çabaları boşunadır. Varacağı nokta tükenmişlik sendromudur.
Eğer birey kendini bedenle özdeşleştiriyorsa yani kendini beden olarak görüyorsa bencil isteklerinden vazgeçemez ve onları gerçekleştirmek için var gücüyle çabalar. Sonunda tükenmişliğe uğrar. Bu tükenmişlikten kurtulmak için birey tekamül etmeli ve dünyevi arzulardan varoluşsal arzulara kuantum sıçrama yapmalıdır.
Hiçbir arzu tatmin olamaz. Gerçek arzusuzluk varoluşsal arzusuzluktur. Bedenin içindeki ruhi varlık her zaman doğal, ebedi, ölümsüzdür. Dünyasal bakış açısı ve varoluşsal bakış açısı çok farklıdır. Dünyasal bakış açısına sahip olan insan arzularını tatmin etmeye çalışır ama buna rağmen mutlu olmaz. Varoluşsal bakış açısı ise insanı varoluşsal arzuya kavuşturur.
Tekamül eden insan tüm arzuların ötesine geçer ve gerçek tatmine ulaşır. Oysaki dünyevi arzularını tatmin etmeye çalışan insan tatminsizliğe uğrar çünkü dünyevi arzular tatmin edilemez ve tükenmişliğe neden olur.
Dünyevi arzu tatmin edildiği zaman binlerce başka arzu çıkar. Her arzu yeni arzulara yol açar ve bunun sonu olmaz. Arzularını tatmin etmeye çalışan insanın hayatı da boşa geçer. Bir insanın gerçek memnuniyeti yükselirse dünyevi arzular da yok olur.
Birey tekamül sayesinde dünyasal arzulardan varoluşsal arzulara geçmelidir. Dünya Değişim Akademisinde "Tükenmişlikten Özgürleşme Sanatı" Değişim programı sayesinde ego saydamlaşır ve birey tekamül yolunda hızla ilerlemeye başlar. Sıradan sıkıcı hayat son bulur ve tükenmişlik yok olur. İnsan, hayatının tüm sorumluluklarını üstlenir ve böylece enerjisi yükselir.
Birey tükenmişlikten kurtulmak için kendisi olmalıdır yani olduğu şey olmalıdır. Birey, olduğu halinden keyif almalıdır. Böylece farkındalık yükselir, içsel yolculuk başlar. Birey tarafsız gözlemci modunda olur ve zihin hapishanesinden kurtulur. Böylece tükenmişlik denen acı verici olgudan kurtulur.
Değişim Uzmanı / Dünya Değişim Akademisi


