Öcalan’a kurucu önder diyorsanız Atatürk’e ne diyeceksiniz?
Öcalan’a kurucu önder diyorsanız Atatürk’e ne diyeceksiniz?
Anahtar Parti lideri Yavuz Ağıralioğlu, Karaisalı Yayla Şenlikleri’ne katılmak üzere gittiği Adana’da, esnaf ziyaretinin ardından parti üyeleriyle buluştu.
Anahtar Parti lideri Yavuz Ağıralioğlu, Karaisalı Yayla Şenlikleri’ne katılmak üzere gittiği Adana’da, esnaf ziyaretinin ardından parti üyeleriyle buluştu.
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu Adana’da yaptığı konuşmada, “Çiftçilik yaşı 60’a gelmiş. Alttan gelenler çiftçilik yapamayacak kadar kopmuş mevzudan. Topraklarınızın suları 29 metreye düşmüş, çölleşiyoruz. Topraklarınızın değerini bilmiyorsunuz; imara, emsale kurban veriyorsunuz. Çukurova’nın hâline bakın! Bereketli topraklarımıza beton yığıyorsunuz, umursamıyorsunuz. Üreteni yüzüstü bırakıyorsunuz” diye konuştu.
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu Karaisalı Yayla Şenlikleri’ne katılmak üzere gittiği Adana’da, esnaf ziyaretinin ardından partisinin teşkilat üyeleriyle bir araya geldi. “Bu kadar büyük bir memleketin sadece yönetim sorunu vardır. Memleketinizde ekonomik kriz yoktur; memleketinizde siyasi kriz vardır, yönetim krizi vardır” diyen Genel Başkan Ağıralioğlu, konuşmada özetle şunları söyledi:
Sizi kurtarmasını beklediğiniz partiden sizi kurtarmak için geldim
“Tayyip Bey, ‘Bir simide, bir çaya sizi mahkûm eden bu berbat yönetimden sizi kurtaracağım’ diyerek iktidara geldi 24 sene önce. Size söz verip de yapamadıkları namına şimdi ben geldim. Karaisalı’da millet AK Parti’ye oy vermiş; Karaisalı’da AK Parti hatırı sayılır oylar alıyor maşallah. Yüzde 65, 70, 75 oy almış. AK Parti Genel Merkezinde bu kadar oy alamaz AK Parti! Buralarda güzel oy alıyor. Şimdi bu şu demektir: Siz Karaisalılar, Sayın Cumhurbaşkanımızın 24 senedir yapsın diye arkasında duruyorsunuz. ‘Sen bize verdiğin sözleri tut’ diye 24 senedir bu Karaisalılar daha çok AK Parti’nin arkasında durmuş. Şimdi ben bu Karaisalı’ya, Reis sözünü tutamadı; o yüzden geldim! Şimdi ben diyorum ki size: ‘Ben sizi kurtaracağım.’ Şimdi siz bana diyorsunuz ki: ‘Yavuz Ağıralioğlu, sen bizi neyden kurtaracaksın?’ Ben sizi AK Parti’den kurtaracağım! Bunlar kavgayla geldiler, ben tebessümle geldim. Bunlar yaka paça oldular, parmak salladılar; ben sarıp sarmalamaya geldim. Bunlar kırıp döktüler, ben toplamaya geldim. Bunlar kızdılar, ben sevmeye geldim. Bunlar ayırdılar, ben birleştirmeye geldim. Dolayısıyla aslında ben kendi partime değil, milletime geldim. Dolayısıyla siyasette ilk defa benim hattımda durduğum bir terbiyenin, Anahtar Parti’yle hizalandığımız bir siyasi nezaketin önümüzdeki dönem Türk milletine ümit olacağına dair bir inançla geldim.
Partili-partisiz diye ayırmayan asalet kazanacak!
Nezaket kazanacak memlekette bu sefer; merhamet kazanacak, terbiye kazanacak bu sefer. Bu sefer ciddiyet kazanacak. Bu sefer partili-partisiz diye ayırmayan asalet kazanacak. Bu sefer ‘Türk milleti’ diyen kazanacak. Bu sefer Türkiye Cumhuriyeti Devleti hassasiyeti olan kazanacak. Bu sefer Türkmen’i, Kürt’ü, Alevi’yi, Sünni’yi ‘bizdendi, sizdendi’ diye bölmeyen; koca bir milleti, koca bir devleti mukaddes bir emanet bilen irade kazanacak memlekette. Biz bütün bu irademizi ‘milliyetçi’ bir hareket hassasiyetiyle yapacak olanlarız. Biz memleketin dertleri ‘deva’ bulsun diye koşturanlarız. Biz memleketin ‘geleceği’ ‘yeniden refah’la buluşsun, memleket ‘saadet’le ayağa kalkabilsin diye iyilikle yola çıkmış, birlikte yola çıkmış; memleketin dertleri derman bulunca milletin ufkuna ‘zafer’ düşsün diye, milletin ufkuna ‘anahtar’ olsun diye kurulanlarız.

Öcalan’a kurucu önder diyorsanız Mustafa Kemal Atatürk’e ne diyeceksiniz?
Öcalan benim kendisini terörist olarak bildiğim günden beri teröristtir; ona ‘kurucu önder’ demedim ben mesela. PKK’yı kurduğunda teröristti, yakalandığında terörist, İmralı’da yatarken terörist; ölene kadar terörist, kıyamete kadar terörist! Hiçbir zaman kurucu önder değil! Ona kurucu önder diyorsanız Mustafa Kemal Atatürk’e ne diyeceksiniz? Ona kurucu önder diyorsanız, çocuklarınızın katiline ‘kurucu önder’ diyecekseniz, evlatlarımızı katledene kurucu önder diyecekseniz biz bu memleket mücadelesinde şehitlerimize ne diyeceğiz?
Kiminle barışıyoruz; Biz Kürt’e küs değiliz ki!
O yüzden biz Anahtar Parti’yiz. Terörist teröristtir, teröristin öylesi böylesi yoktur. ‘Devlet teröristle müzakere etmez’ hattında duruyoruz. Devlet Bey’in eskiden söylediği kıymetli sözler vardı: ‘Kürt Türk kardeştir, Apo kalleştir.’ Ben burada bir milim oynamadım: Kürt Türkmen kardeştir, Apo kalleştir! Kürtler kardeşimizdir, PKK düşmanımızdır. Barışıyoruz, ‘barış’ falan diyorlar. Kimle barışıyorsunuz? ‘Barışıyoruz’ diye Kürtlerle konuşup barışmaya elçi PKK’yı yapıyorsanız siz devletinize, milletinize kötülük yapıyorsunuz. Biz Kürt’e küs değiliz, kardeşiz; PKK’ya düşmanız. Biz PKK’yla barışmıyoruz kardeşim, PKK’ya yenilmedik! PKK’yla muhataplığı doğru bulmadık. PKK’ya komisyon gönderilmesini meşru görmedik. Kandil’e mikrofon gönderilmesini, İmralı’ya açıklama yapsın diye prompter cihazı gönderilmesini, İmralı’yla hediyeleşilmesini doğru bulmadık, meşru görmedik. Siz kendinize yakışanları yaptınız, biz de kendimize yakışanları söylüyoruz. Siz yol yürümeye karar verdiklerinizle berabersiniz; biz hizmet etmeye yemin ettiklerimizle sizi bekleyeceğiz.
Çukurova’nın hâline bakın, üreteni yüzüstü bırakıyorsunuz!
Çiftçilik yaşı 60’a gelmiş. Alttan gelenler çiftçilik yapamayacak kadar kopmuş mevzudan. Topraklarınızın suları 29 metreye düşmüş, çölleşiyoruz. Topraklarınızın değerini bilmiyorsunuz; imara, emsale kurban veriyorsunuz. Çukurova’nın hâline bakın! Bereketli topraklarımıza beton yığıyorsunuz, umursamıyorsunuz. Üreteni yüzüstü bırakıyorsunuz. Anahtar Parti bu şartlarda kuruldu. Önümüzdeki dönemin planını, programını, bütün yol haritasını çalıştık. Hiçbir zorumuz, zorluğumuz yoktur. Bu kadar büyük bir memleketin sadece yönetim sorunu vardır. Memleketinizde ekonomik kriz yoktur; memleketinizde siyasi kriz vardır, yönetim krizi vardır. Pergelin ucunu İstanbul’a saplayın, Adana’ya saplayın; üç saatlik uçuş mesafesinde 25 trilyon dolarlık pazar var! Sadece Adana’ya, sadece Antalya’ya doğru planla, doğru programla destek olun; Adana, Antalya Türkiye’ye bakar! Türkiye’nin ambarlarını doldurur.
Emniyet mensupları zor şartlarda çalışıyor
Emniyet teşkilatımız organizasyonlarımızda güvenliğimiz vesilesiyle bizimle beraberler. Ben ısrarla diyorum ki: ‘Gelmeyin, biz kendimizi de koruruz, sizi de koruruz.’ Ama onların da vazifesi bu. Vazife ediniyorum, her seferinde konuşmak zorundayım; zor şartlarda çalışıyorlar. En zor durumda olan meslek grubundalar. Nöbetleri şimdi düzelecek, epeydir bağırıyorum ben. İçişleri Bakanımızın da evladı Özel Harekâttadır, oradan biliriz. Biz deyince belki duymuyordur bu hükûmet, kendi evlatlarına sorsunlar. Çalışma şartları zordur, nöbetleri uzundur, özlük hakları iyi değildir. Büyükşehirlerde, özellikle büyükşehirlerde çok zorlanmaktalar. Emeklilik şartlarının düzelmesi lazım. Emekli olanlar çok az maaşla emekli oluyorlar. O parayla evlat geçindiremez, yaşayamazlar. Bunların hepsinin düzelmesi lazım. Emniyet teşkilatına borcumdur diye söylüyorum; vatan borcu onlarınki, bizimki de onların borcuna sadakattir.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


