A PARTİ

Ağıralioğlu: Bu kadar meydan okumaya hükûmetten çıt yok!

Siyaset 02.07.2026 - 20:54, Güncelleme: 02.07.2026 - 20:54
 

Ağıralioğlu: Bu kadar meydan okumaya hükûmetten çıt yok!

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, basın toplantısında Anahtar Parti’nin yaz boyunca sokakta olacağını ve milletiyle kucaklaşacağını belirtti.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu “Siz her zam yaptığınızı açıkladığınızda vatandaş şunu fark ediyor; ekmek küçülüyor, sofra küçülüyor, alım gücü düşüyor... Yani bir ay yetmesi gereken maaş 20 gün yetmemeye, 20 gün yetmesi gereken maaş 10 gün yetmeye başlıyor. Alım gücünün düştüğünü insanlar çok rahatlıkla görebiliyor. Siz güzel güzel nutuklar atıyorsunuz, millet yediğine bakıyor; siz rakam açıklıyorsunuz, millet alım gücüne bakıyor” diye konuştu.   Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu partisinin genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında konuştu. Anahtar Parti’nin yaz boyunca sokakta olacağını ve milletiyle kucaklaşacağını belirten Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:   Anahtar Parti’ye üye oluyorum diyen 38 bin 700 kişinin kaydı var “Temmuz ayı rutin olarak siyasi partilerin üye sayılarının yayımlandığı bir ay. Anahtar Partimizin de üye sayısı yayımlandı. Bu vesileyle hususi bir bilgiyi de kamuoyuyla paylaşmak istiyorum; bizim Yargıtay’da, üyelikle ilgili bir mevzuat değişikliği yapıldı ve seri numarası mecburiyeti getirildi. Elimizde, seri numarası alınmadan ‘Ben Anahtar Parti’ye üye oluyorum’ diyen 38 bin 700 kişinin kaydı var. Yani Anahtar Parti aslında en çok üye girişi yapan, en çok üye artışı sağlayan parti sıralamasında ikinci sırada olabilirdi. Bu 38 bin 700 üyemiz, eskiden sadece kimlik numaralarıyla kayıt yapılabildiği için o değişiklikten evvel kendi kimlik numaralarını vermişler ama seri numaralarını vermemişlerdi. Yeni sistemde bunu üye olarak kabul etmedikleri için 38 bin 700 üyemiz normal üye olarak kayıt edilemedi. Anahtar Parti, her geçen gün millet sinesinde bulduğu karşılığı, teveccühü, tebessümü mensubiyete; mensubiyeti de daha güçlü bir Türkiye idealine ve gayrete dönüştürebilen bir hassasiyetle büyüyen bir harekettir. Türk siyasetinin önümüzdeki dönem yönetim namzeti olan en güçlü partilerinden birisidir. Üyelik çalışmalarında emeği geçen bütün teşkilatlarımıza teşekkür ediyoruz.   NATO Zirvesi’ne çok dikkatli bakacağız! NATO toplantısına ev sahipliği yapacağız ve sonuçlarını hassasiyetle takip etmek zorundayız. Dünyanın çok mühim sorunlarla yüz yüze olduğu, kurumların kendi sorunlarını çözme kabiliyetini yitirdiği ve yeniden tanımlanmak zorunda kaldığı bir eşiğe geldik. Avrupa Birliği de yeniden tanımlanmak zorunda, Avrupa’nın güvenlik mimarisi de yeniden tanımlanmak zorunda... NATO’nun güvenlik şemsiyesinin, Birleşmiş Milletler’in güvenlik algısına nezaret eden o 5 devletin veto yetkisi dahil her şeyin yeniden konuşulmak zorunda olduğu bir döneme giriyoruz. Sınır güvenliğimizi sağlayacak, sınırımızın hemen dibinde şımartılan ve bölgemizdeki azgın hesapların maşası olacağıyla ilgili kaygılarımız olan YPG terör örgütünün karşısında, sınırı bekleyecek bir kolordunun, bir Altıncı Ordu’nun kurulmasının artık bir mecburiyet haline geldiğini düşünüyoruz. Orada bir varlık ve irade göstermek zorundayız. Dolayısıyla NATO’nun buradaki toplantısında kimin ne diyeceğine, kimin kurgusunun ne olduğuna, Türkiye’ye ne deneceğine, Türkiye’den ne isteneceğine, Türkiye’nin başına yeni bir çorap mı örüleceğine, her şeye çok dikkatli bakacağız. NATO’ya burada bir ordu tahsis ediliyor, bir ordu kuruluyor; bunlarla ilgili de bütün düzenlemeleri incelemek zorundayız. Sebebi şu; uzun zamandır biz NATO’yla ilgili endişelerimizi ifade eden bir milletiz, bir devletiz. Bize vermeleri gereken silahları PKK’lılara verdiklerini, binlerce TIR silahı oraya aktardıklarını hükûmet de defalarca söyledi. Dolayısıyla NATO’nun güney kanadındaki sorumluluklarını yerine getiremeyen bir savrulması var. Güney kanadını bekleyen devletin tehdit algısını her geçen gün aşındırmayı heves etmiş bir terör örgütünü cesaretlendirmişlerdir. Burada ciddi endişelerimiz var ve süreci hassasiyetle takip edeceğiz.     Bu kadar meydan okumaya hükûmetten çıt yok! ‘Terörsüz Türkiye’ diye başlayan sürecin sahada şahit olduğumuz birtakım nümayişleri var; DEM yöneticilerinin karıştığı birtakım meydan okumalar var. Güya ‘Öcalan’a hürriyet’ diye planlanan mitinglerde, memleketteki sükûneti tahrik edecek, huzuru bozabilecek hadsiz açıklamalar yapılıyor. İçeride 12 kişinin ölümünden sorumlu olarak yatmış, sonra bir kanun düzenlemesiyle dışarı çıkmış bir terörist çıkıyor ve ‘Burada pişman olmuş insan var mı? Burada evladım pişman olsun, gelsin ben ona evladım diyeceğim diyen bir aile var mı?’ diyerek meydan okuyor! Şunun bilinmesini isteriz: Terör örgütünün elinde Türk milletine suikast yapabilmek kabiliyeti, imkânı olarak kullanabileceği bir toplu iğnesi bile kalmamışken, sanki galipmiş gibi konuşabiliyorlar. Terör örgütünün yöneticileri sanki Türk devletine diz çöktürmüş gibi sanki biz bu mücadelede yenilmişiz de onlar galip gelmiş gibi konuşabiliyorlar. Bizim siyaset kadromuzun hissesine de devlet galipken, millet bu mücadelede galipken; ‘galip milletin, galip devletin, mağlup siyasetçileri’ olmak düşüyor! Bu kadar meydan okumaya, bu kadar cüretkârlığa karşılık hatırı sayılır bir cevap bekliyoruz; ama ses yok, çıt çıkmıyor!   Vatandaşlarımıza hakarettir! Biz dünyada milletler arasında kendisine müstesna bir yer bulabilmiş büyük bir milletiz, büyük bir devletiz. Dolayısıyla bunun bir sorumluluğu var. Bu standartlarda bir milletin hizmetini görüyorsanız, onun sizden beklediği bir ciddiyet vardır. Türkiye’de yaşanılan süreci, enstrümanlarını, muhataplıklarını, konuşan aktörleri ve söylediklerini memleketin bütünlüğüne halel getirdiği için endişeyle izliyoruz. Milletinizin demokratik taleplerini dinleyebilirsiniz; hakkının yendiğini düşünen insanlarınızın itirazlarına kulak kesilebilirsiniz. Onları ikna edebilir, sorunlarına cevap verebilir, kendi milletinizin sorunlarıyla yüzleşebilirsiniz. Siz kendi vatandaşınızın sorununu ancak kendisinden dinleyebilirsiniz. Yani Kürt vatandaşlarımızın sorunları varsa, bunu yine kendi vatandaşlarımızla konuşabilmelisiniz. Kürt vatandaşlarınızın sorunlarını terör örgütleriyle konuşursanız, bu o vatandaşlarımıza hakaret etmektir; bu, vatandaşlarınızı gözden çıkarmaktır. Terör örgütü üzerinden, terör örgütünün kurucusu üzerinden kendi vatandaşınıza hak vermeye kalkarsanız; bu, ‘Hak arayan herkes terör yapsın’ davetiyle o kirli alanı muhatap kabul ettiğinizi beyan etmektir. Dolayısıyla; hakkı varsa, hakkının yendiğini söylüyorsa vatandaş bunu kendi dile getirebilmeli, terör örgütleri devletin muhatabı haline getirilmemelidir. Sürecin başından sonuna kadar biz bu hassasiyet merkezinde durduk. İşsizlik rakamları açıklandı; işsizlik rakamlarında ciddi bir artış var, bu da en büyük sorunlarımızdan biri. İşsizlik yüzde 8 açıklandı; fakat geniş tanımlı işsizlik yüzde 31’e çıkmış durumda. Yüzde 31! 2020 yılında bu oran yüzde 17’ydi. Dolayısıyla ‘iş aramaktan vazgeçenleri’, sırf iş aramayı bıraktıkları için istatistiki olarak ‘işi var’ sayma kolaycılığı, kurumların işine geliyor olabilir. Ama siz; iş aramaktan vazgeçenlerin, yaşamaktan canına kıyacak kadar kahırlı olmaktan, yurdu terk edecek kadar memleketinden umudu kesmekten bahsetmiyorsanız... Toplamı artık milyonları bulan, 13 milyon gencimizin işsizliğinden bahisle bir şey konuşmuyorsanız memleketinizi yönetemiyorsunuz demektir.   Sorumsuz bir siyaset pratiği var! Enflasyonu kontrol edemiyor, enflasyonu düşüremiyorsunuz. Emeklinizi ve asgari ücretlinizi enflasyona ezdiriyorsanız ‘memleketi yönetemiyorsunuz’ demektir. Devletin gelirlerine zam yaparken yüzde 45’lere, yüzde 50’lere varan oranlar belirliyor; vatandaşınızın ücretlerine zam yaparken ise müdahale edilmiş enflasyon oranında artış yapıyorsunuz. Milletin alım gücü düşüyor. Siz her zam yaptığınızı açıkladığınızda vatandaş şunu fark ediyor; ekmek küçülüyor, sofra küçülüyor, alım gücü düşüyor, yaşam kalitesi düşüyor, toplumun ay içinde kendini planlama kabiliyeti yok oluyor. Yani bir ay yetmesi gereken maaş 20 gün yetmemeye, 20 gün yetmesi gereken maaş 10 gün yetmeye başlıyor. Alım gücünün düştüğünü insanlar çok rahatlıkla görebiliyor. Siz güzel güzel nutuklar atıyorsunuz, millet yediğine bakıyor; siz rakam açıklıyorsunuz, millet alım gücüne bakıyor. Dolayısıyla memleket, uzunca zamandır aslında odaklanması ve çözmesi gereken sorunlara odaklanamıyor. Odaklanması gereken yapısal sorunlardan ziyade, aktüel ve gündelik avantaj kollayan sorumsuz bir siyaset pratiği sergileniyor.   Anahtar Parti yaz boyunca sahada olacak… Anahtar Parti; şu anda siyasetin neyi çözemediğini, niye çözemediğini, memleketin niçin bu kadar enflasyonla, niçin bu kadar faizle, niçin bu kadar istihdam problemiyle karşı karşıya olduğunu bilebilen, bunlarla ilgili ayakları yere basan bir sistem teklif edebilen bir yerden milletin kalbine doğru her geçen gün yürüyor ve büyüyor. Bu çerçevede çalışmalarımıza devam edeceğiz. Anahtar Parti yazın sahada olacak. Önümüzdeki dönemin hazırlıklarını yapıyoruz; seçim ne zaman olacak bilmiyoruz ama seçimin de hazırlığına şimdiden başladık. Biz İzmir’den seçim otobüsüne binmiştik. Şimdi meydan meydan milletimizle buluşacağız, milletimizin sorunlarını konuşacağız. Hükûmetin duymasını istediğimiz, fakat duymadığı için umursamadığı sorunlarını gür sesle duyuracağız. Çözülmesine vesile olduklarımızı hükûmet çözsün; yeter ki çözsünler, milletin nefes almasına vesile olacağız. Çözemezlerse biz milletimize, ‘Endişe etmeyin, biz buradayız, hazırız’ diye her kademede çağrıda bulunacağız.   Taşeron işçilerin sorunlarını çözün… Kamuda çalışan taşeron işçiler 138 bin kişi… Aynı işi yapıyorlar ama farklı ücret ve farklı özlük haklarıyla karşı karşıyalar, kötü muamele görüyorlar. Durumlarının düzeltilmesini istiyorlar. Kamuda çalışan bu işçilere kadro verilmesini istiyoruz. ‘Bunu bu kadar net söyler misiniz?’ dediler; bunu bu kadar net söylüyorum! Yani kamuda çalışan taşeron işçilerimizin 138 bin kişi olduğunu herkes bilsin. Bunların kamuda yaptıkları iş itibarıyla aldıkları ücret ile üstlendikleri risk arasında uçurum var. Statülerinin kadroyla birleştirilmesini, şartlarının düzeltilmesini talep ediyorlar. Bunu talep etmeye, tekrar etmeye de devam edeceğim; ta ki çözene kadar. Çözmezseniz, biz memleket yönetimini devraldık mı çözeceğiz inşallah.”    
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, basın toplantısında Anahtar Parti’nin yaz boyunca sokakta olacağını ve milletiyle kucaklaşacağını belirtti.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu “Siz her zam yaptığınızı açıkladığınızda vatandaş şunu fark ediyor; ekmek küçülüyor, sofra küçülüyor, alım gücü düşüyor... Yani bir ay yetmesi gereken maaş 20 gün yetmemeye, 20 gün yetmesi gereken maaş 10 gün yetmeye başlıyor. Alım gücünün düştüğünü insanlar çok rahatlıkla görebiliyor. Siz güzel güzel nutuklar atıyorsunuz, millet yediğine bakıyor; siz rakam açıklıyorsunuz, millet alım gücüne bakıyor” diye konuştu.

 

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu partisinin genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında konuştu.

Anahtar Parti’nin yaz boyunca sokakta olacağını ve milletiyle kucaklaşacağını belirten Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:

 

Anahtar Parti’ye üye oluyorum diyen 38 bin 700 kişinin kaydı var

“Temmuz ayı rutin olarak siyasi partilerin üye sayılarının yayımlandığı bir ay. Anahtar Partimizin de üye sayısı yayımlandı. Bu vesileyle hususi bir bilgiyi de kamuoyuyla paylaşmak istiyorum; bizim Yargıtay’da, üyelikle ilgili bir mevzuat değişikliği yapıldı ve seri numarası mecburiyeti getirildi. Elimizde, seri numarası alınmadan ‘Ben Anahtar Parti’ye üye oluyorum’ diyen 38 bin 700 kişinin kaydı var. Yani Anahtar Parti aslında en çok üye girişi yapan, en çok üye artışı sağlayan parti sıralamasında ikinci sırada olabilirdi. Bu 38 bin 700 üyemiz, eskiden sadece kimlik numaralarıyla kayıt yapılabildiği için o değişiklikten evvel kendi kimlik numaralarını vermişler ama seri numaralarını vermemişlerdi. Yeni sistemde bunu üye olarak kabul etmedikleri için 38 bin 700 üyemiz normal üye olarak kayıt edilemedi. Anahtar Parti, her geçen gün millet sinesinde bulduğu karşılığı, teveccühü, tebessümü mensubiyete; mensubiyeti de daha güçlü bir Türkiye idealine ve gayrete dönüştürebilen bir hassasiyetle büyüyen bir harekettir. Türk siyasetinin önümüzdeki dönem yönetim namzeti olan en güçlü partilerinden birisidir. Üyelik çalışmalarında emeği geçen bütün teşkilatlarımıza teşekkür ediyoruz.

 

NATO Zirvesi’ne çok dikkatli bakacağız!

NATO toplantısına ev sahipliği yapacağız ve sonuçlarını hassasiyetle takip etmek zorundayız. Dünyanın çok mühim sorunlarla yüz yüze olduğu, kurumların kendi sorunlarını çözme kabiliyetini yitirdiği ve yeniden tanımlanmak zorunda kaldığı bir eşiğe geldik. Avrupa Birliği de yeniden tanımlanmak zorunda, Avrupa’nın güvenlik mimarisi de yeniden tanımlanmak zorunda... NATO’nun güvenlik şemsiyesinin, Birleşmiş Milletler’in güvenlik algısına nezaret eden o 5 devletin veto yetkisi dahil her şeyin yeniden konuşulmak zorunda olduğu bir döneme giriyoruz. Sınır güvenliğimizi sağlayacak, sınırımızın hemen dibinde şımartılan ve bölgemizdeki azgın hesapların maşası olacağıyla ilgili kaygılarımız olan YPG terör örgütünün karşısında, sınırı bekleyecek bir kolordunun, bir Altıncı Ordu’nun kurulmasının artık bir mecburiyet haline geldiğini düşünüyoruz. Orada bir varlık ve irade göstermek zorundayız. Dolayısıyla NATO’nun buradaki toplantısında kimin ne diyeceğine, kimin kurgusunun ne olduğuna, Türkiye’ye ne deneceğine, Türkiye’den ne isteneceğine, Türkiye’nin başına yeni bir çorap mı örüleceğine, her şeye çok dikkatli bakacağız. NATO’ya burada bir ordu tahsis ediliyor, bir ordu kuruluyor; bunlarla ilgili de bütün düzenlemeleri incelemek zorundayız. Sebebi şu; uzun zamandır biz NATO’yla ilgili endişelerimizi ifade eden bir milletiz, bir devletiz. Bize vermeleri gereken silahları PKK’lılara verdiklerini, binlerce TIR silahı oraya aktardıklarını hükûmet de defalarca söyledi. Dolayısıyla NATO’nun güney kanadındaki sorumluluklarını yerine getiremeyen bir savrulması var. Güney kanadını bekleyen devletin tehdit algısını her geçen gün aşındırmayı heves etmiş bir terör örgütünü cesaretlendirmişlerdir. Burada ciddi endişelerimiz var ve süreci hassasiyetle takip edeceğiz.

 

 

Bu kadar meydan okumaya hükûmetten çıt yok!

‘Terörsüz Türkiye’ diye başlayan sürecin sahada şahit olduğumuz birtakım nümayişleri var; DEM yöneticilerinin karıştığı birtakım meydan okumalar var. Güya ‘Öcalan’a hürriyet’ diye planlanan mitinglerde, memleketteki sükûneti tahrik edecek, huzuru bozabilecek hadsiz açıklamalar yapılıyor. İçeride 12 kişinin ölümünden sorumlu olarak yatmış, sonra bir kanun düzenlemesiyle dışarı çıkmış bir terörist çıkıyor ve ‘Burada pişman olmuş insan var mı? Burada evladım pişman olsun, gelsin ben ona evladım diyeceğim diyen bir aile var mı?’ diyerek meydan okuyor! Şunun bilinmesini isteriz: Terör örgütünün elinde Türk milletine suikast yapabilmek kabiliyeti, imkânı olarak kullanabileceği bir toplu iğnesi bile kalmamışken, sanki galipmiş gibi konuşabiliyorlar. Terör örgütünün yöneticileri sanki Türk devletine diz çöktürmüş gibi sanki biz bu mücadelede yenilmişiz de onlar galip gelmiş gibi konuşabiliyorlar. Bizim siyaset kadromuzun hissesine de devlet galipken, millet bu mücadelede galipken; ‘galip milletin, galip devletin, mağlup siyasetçileri’ olmak düşüyor! Bu kadar meydan okumaya, bu kadar cüretkârlığa karşılık hatırı sayılır bir cevap bekliyoruz; ama ses yok, çıt çıkmıyor!

 

Vatandaşlarımıza hakarettir!

Biz dünyada milletler arasında kendisine müstesna bir yer bulabilmiş büyük bir milletiz, büyük bir devletiz. Dolayısıyla bunun bir sorumluluğu var. Bu standartlarda bir milletin hizmetini görüyorsanız, onun sizden beklediği bir ciddiyet vardır. Türkiye’de yaşanılan süreci, enstrümanlarını, muhataplıklarını, konuşan aktörleri ve söylediklerini memleketin bütünlüğüne halel getirdiği için endişeyle izliyoruz. Milletinizin demokratik taleplerini dinleyebilirsiniz; hakkının yendiğini düşünen insanlarınızın itirazlarına kulak kesilebilirsiniz. Onları ikna edebilir, sorunlarına cevap verebilir, kendi milletinizin sorunlarıyla yüzleşebilirsiniz. Siz kendi vatandaşınızın sorununu ancak kendisinden dinleyebilirsiniz. Yani Kürt vatandaşlarımızın sorunları varsa, bunu yine kendi vatandaşlarımızla konuşabilmelisiniz. Kürt vatandaşlarınızın sorunlarını terör örgütleriyle konuşursanız, bu o vatandaşlarımıza hakaret etmektir; bu, vatandaşlarınızı gözden çıkarmaktır. Terör örgütü üzerinden, terör örgütünün kurucusu üzerinden kendi vatandaşınıza hak vermeye kalkarsanız; bu, ‘Hak arayan herkes terör yapsın’ davetiyle o kirli alanı muhatap kabul ettiğinizi beyan etmektir. Dolayısıyla; hakkı varsa, hakkının yendiğini söylüyorsa vatandaş bunu kendi dile getirebilmeli, terör örgütleri devletin muhatabı haline getirilmemelidir. Sürecin başından sonuna kadar biz bu hassasiyet merkezinde durduk.

İşsizlik rakamları açıklandı; işsizlik rakamlarında ciddi bir artış var, bu da en büyük sorunlarımızdan biri. İşsizlik yüzde 8 açıklandı; fakat geniş tanımlı işsizlik yüzde 31’e çıkmış durumda. Yüzde 31! 2020 yılında bu oran yüzde 17’ydi. Dolayısıyla ‘iş aramaktan vazgeçenleri’, sırf iş aramayı bıraktıkları için istatistiki olarak ‘işi var’ sayma kolaycılığı, kurumların işine geliyor olabilir. Ama siz; iş aramaktan vazgeçenlerin, yaşamaktan canına kıyacak kadar kahırlı olmaktan, yurdu terk edecek kadar memleketinden umudu kesmekten bahsetmiyorsanız... Toplamı artık milyonları bulan, 13 milyon gencimizin işsizliğinden bahisle bir şey konuşmuyorsanız memleketinizi yönetemiyorsunuz demektir.

 

Sorumsuz bir siyaset pratiği var!

Enflasyonu kontrol edemiyor, enflasyonu düşüremiyorsunuz. Emeklinizi ve asgari ücretlinizi enflasyona ezdiriyorsanız ‘memleketi yönetemiyorsunuz’ demektir. Devletin gelirlerine zam yaparken yüzde 45’lere, yüzde 50’lere varan oranlar belirliyor; vatandaşınızın ücretlerine zam yaparken ise müdahale edilmiş enflasyon oranında artış yapıyorsunuz. Milletin alım gücü düşüyor. Siz her zam yaptığınızı açıkladığınızda vatandaş şunu fark ediyor; ekmek küçülüyor, sofra küçülüyor, alım gücü düşüyor, yaşam kalitesi düşüyor, toplumun ay içinde kendini planlama kabiliyeti yok oluyor. Yani bir ay yetmesi gereken maaş 20 gün yetmemeye, 20 gün yetmesi gereken maaş 10 gün yetmeye başlıyor. Alım gücünün düştüğünü insanlar çok rahatlıkla görebiliyor. Siz güzel güzel nutuklar atıyorsunuz, millet yediğine bakıyor; siz rakam açıklıyorsunuz, millet alım gücüne bakıyor. Dolayısıyla memleket, uzunca zamandır aslında odaklanması ve çözmesi gereken sorunlara odaklanamıyor. Odaklanması gereken yapısal sorunlardan ziyade, aktüel ve gündelik avantaj kollayan sorumsuz bir siyaset pratiği sergileniyor.

 

Anahtar Parti yaz boyunca sahada olacak…

Anahtar Parti; şu anda siyasetin neyi çözemediğini, niye çözemediğini, memleketin niçin bu kadar enflasyonla, niçin bu kadar faizle, niçin bu kadar istihdam problemiyle karşı karşıya olduğunu bilebilen, bunlarla ilgili ayakları yere basan bir sistem teklif edebilen bir yerden milletin kalbine doğru her geçen gün yürüyor ve büyüyor. Bu çerçevede çalışmalarımıza devam edeceğiz. Anahtar Parti yazın sahada olacak. Önümüzdeki dönemin hazırlıklarını yapıyoruz; seçim ne zaman olacak bilmiyoruz ama seçimin de hazırlığına şimdiden başladık. Biz İzmir’den seçim otobüsüne binmiştik. Şimdi meydan meydan milletimizle buluşacağız, milletimizin sorunlarını konuşacağız. Hükûmetin duymasını istediğimiz, fakat duymadığı için umursamadığı sorunlarını gür sesle duyuracağız. Çözülmesine vesile olduklarımızı hükûmet çözsün; yeter ki çözsünler, milletin nefes almasına vesile olacağız. Çözemezlerse biz milletimize, ‘Endişe etmeyin, biz buradayız, hazırız’ diye her kademede çağrıda bulunacağız.

 

Taşeron işçilerin sorunlarını çözün…

Kamuda çalışan taşeron işçiler 138 bin kişi… Aynı işi yapıyorlar ama farklı ücret ve farklı özlük haklarıyla karşı karşıyalar, kötü muamele görüyorlar. Durumlarının düzeltilmesini istiyorlar. Kamuda çalışan bu işçilere kadro verilmesini istiyoruz. ‘Bunu bu kadar net söyler misiniz?’ dediler; bunu bu kadar net söylüyorum! Yani kamuda çalışan taşeron işçilerimizin 138 bin kişi olduğunu herkes bilsin. Bunların kamuda yaptıkları iş itibarıyla aldıkları ücret ile üstlendikleri risk arasında uçurum var. Statülerinin kadroyla birleştirilmesini, şartlarının düzeltilmesini talep ediyorlar. Bunu talep etmeye, tekrar etmeye de devam edeceğim; ta ki çözene kadar. Çözmezseniz, biz memleket yönetimini devraldık mı çözeceğiz inşallah.”

 

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve martigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.