Haber Detayı
04 Aralık 2019 - Çarşamba 23:39
 
DSP İstanbul İl Başkanlığı’ndan anlamlı ziyaret
GÜNDEM Haberi
DSP İstanbul İl Başkanlığı’ndan anlamlı ziyaret

Demokratik Sol Parti (DSP) İstanbul İl Başkanlığı, İstanbul Engelli Yıldızlar Spor Kulübü Başkanı Kemal Yüksel'i ziyaret etti.

 

Kulübe üstün başarılar dinleyen DSP İstanbul İl Başkanı Çiğdem Mercan, “Sadece 3 Aralık’ta değil, her zaman sizlerle birlikte olduk ve olmaya da devam edeceğiz. Demokratik Sol Parti olarak ilk yapılacak Genel seçimlerde, meclise girerek engelli vatandaşlarımızın haklarını savunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Engelli insan yoktur, engeller vardır.

Ve unutmayalım ki insan her ne uzvunu kaybederse kaybetsin sevgi çok önemlidir. Ne demişler; En büyük engel sevgisizliktir.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), geçen yılki verilerine göre, ülkemizdeki çocuk nüfusu 22 milyon 883 bin 288. Bu nüfus içinde 0-18 yaş arasında 600 bine yakın engelli çocuğun olduğu tahmin ediliyor. Engelli çocukların yarısından

Fazlasının eğitim alamadığı, toplumsal yaşama da etkin biçimde katılamadığı belirtiliyor. Çocuğu engelli olan aileler, ne yapacaklarını, nereye başvuracaklarını bilmiyor.

Nüfusumuzun yüzde 12.29’unun yani yaklaşık 10 milyon bireyin engelli olduğu belirtiliyor. TÜİK verilerine göre 6 yaş ve üzeri engellilerin neredeyse yarısı okuryazar bile değil. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) verilerine göre, son 20 yılda eğitime erişen engelli çocuk öğrenci sayısı yaklaşık 289 bin. Bu durum eğitimde fırsat eşitliği ilkesinin yok sayıldığı da gözler önüne sergiliyor.

Rakamlarla engellilik oranları

Türkiye’deki engellilerin yüzde 8.4’u görme engelli,

5.9’u işitme engelli,

0.2’si dil ve konuşma engelli,

8.8’i ortopedik engelli,

29.8’i zihinsel engelli,

3.9’u ruhsal ve duyusal engelli,

25.6’sı süreğen (organ nakli olmuş, kalp, şeker, tansiyon hastası gibi) engelli, 18’i ise çoklu engelli.

16.2’si 7-14 yaşında.

17.2’si 15-24 yaşında.

 

Engelli Bireylerin Yaşadığı Sıkıntılar
  • Maalesef toplum tarafından dışlanma sorunu ile sık karşılaşılıyor.
  • Engelli vatandaşların en önemli sıkıntılarından birisi kuşkusuz iş bulma sorunudur.
  • Eğitimlerinde mimari olanakların sıkıntısından dolayı aksamalar olması ya da eğitim alamaması.
  • Evinden çıkamayan engelli vatandaşlar sosyalleşme sorununu yaşarlar. Bu sorun psikolojileri çok etkiler.
  • Ailesi tarafından yalnızlığa itilmek ve terk edilmek.
  • Yollarda görme engellilerin rahat yürümesini sağlamak için yapılan sarı kabartmalı kaldırımlara araç park edilmesi ve görme engellilerin yolunu bulamaması.
  • Görme engelliler için kabartma yazıların günlük hayatta satılan ürün ve gazeteler, dergilerde yer almaması.
  • Görme engelli vatandaşlar için toplu taşıma araçlarının dizayn edilmemesi.
  • Duyma engelli vatandaşlar için işaret ve levhaların yetersiz olması.
  • Engellilere sunulan psikolojik desteğin yetersiz olması.
  • Kamu binalarında okullarında engelli rampalarının olmaması.
  • Okullarda engelli tuvaletlerinin bulunmaması.
  • Engelliler için ayrılan araç park alanlarına veya engelli alanlarını diğer insanların istila etmesi.
  • Toplumun engelli bireyler konusunda bilinçli olmaması.
  • Medyada tv ve dizilerde engelli bireylerin sorunlarına yer verilmemesi.
  • Engelli vatandaşların tekerlekli sandalye, akülü araç gibi gerekli eşyalara sahip olamaması ya da zor sahip olması
  • Karşıdan karşıya geçerken yollarda engelliler için lambaların olmaması.
  • Sokaklarda gerekli kaldırım ve altyapı faaliyetlerinin yetersiz olması.
  • Bazı ATM’lerde engelli rampalarının olmaması.
  • Sokaktaki insanların acıyarak bakması onları çok içitir.
  • Toplumdaki empati kurma eksikliği.

İşitme engelli birey için işaret dili eğitimi veren kursların arttırılması gerekiyor.

Doğru teşhis çok önemli

Kas hastası çocukların yaşadığı en büyük problemin teşhis aşamasında olduğunu belirtmek isteriz. Doğru teşhis konulmalı, sonra da doğru tedavi verilmeli. Bir de ilaç sorunu yaşıyorlar. Bazı ilaçlar bulundu ama elde edilmesi çok zor ve çok pahalı ilaçlar.

Akraba evliliği etken

Türkiye’de 100 bin kadar kas hastası olduğunun tahmin edildiğini hatırlatmak isteriz. Nüfusa göre binde bir olarak kabul ediliyor ama bizde yani Türkiye’de akraba evliliği nedeniyle bu sayı artmaktadır. Türkiye’de akraba evliliği 21.5 civarındadır. Bu nedenle Türkiye’de akraba evliliği olmayan ülkelere göre daha fazla kas hastalığı var. Kas hastalarında en çok gerekli olan genetik testler yalnızca büyükşehirlerde yapılabiliyor. Anadolu şehirlerinde yaşayan insanlar tedavi için İstanbul’a gelmek zorunda kalıyor, zorluk çekiyorlar. Kas hastalarının çoğunluğu yürüyemiyor ve tekerlekli sandalyede yaşamını sürdürüyor. Hastaları taşıyabilecek araçlar yani devletin sağladığı taşıt araçları çok yetersiz. Normal otobüsler, minibüsler bu hastaları alamıyor, özel tertibatlı araç lazım. Ailenin gücü varsa engelli çocuğunu taşıyor ama ailenin gücü yoksa evinden kolay çıkamıyor.

Taşıma sistemi ile rapor alımı ve eğitim zorlukları

Heyet raporu için randevu alınması, ardından yapılacak tetkikler için randevu alınması gibi işlemlerin aylar sürdüğünü biliyoruz.

Bu zorluklar nedeniyle hiç rapor almayan veya rapora hiç başvurmayan kişiler var. Rapor eğitimin temeli, heyet raporu ile birlikte ‘özel eğitime ihtiyacı var’ diye bir rapor düzenlenirse, aile bu raporla MEB’e bağlı Rehberlik Araştırma Merkezi’ne (RAM) gidiyor. RAM o raporu dikkate alarak çocuğun ihtiyaç duyduğu eğitimi programlıyor, yani reçetesini yazıyor. Bununla aile bir özel eğitim kurumuna gidiyor, özel eğitim kurumundan eğitimini almaya başlıyor.

Heyet raporunun belli sürelerde yenilenmesi gerekiyor. Örneğin eğitim devam ederken raporun bitmesine 3 gün kaldı. Gidiyorsunuz raporu yenilemek için randevu almaya, ancak 3 ay sonraya veriliyor. Bu rapor uzamadığı için RAM’lar dayanak raporu olmadığı için eğitimi düzenlemiyor,  eğitim aksıyor. 

Engelli öğrencilerimizin okullarına ücretsiz olarak ulaşımları sağlanmalıdır. Bu yardım programı; engelli öğrencilerin okullarına daha kolay erişimlerinin sağlanmasını, okula gitme oranlarının artırılmasını, eğitim ve öğretimin teşvik edilmesini, engelli öğrencilerimizde okul sevgisinin oluşmasını, öğrencilerin ulaşımda yaşadıkları sorunların giderilmesini, sonuç itibariyle engelli bireylerin eğitilerek sosyal hayatın her safhasında kendilerine yer bulabilmelerini hedeflenmelidir.

Aileye destek sunulmalı

Engelli çocuğu olan ailelere psikolojik, sosyal ve ekonomik destek sunulmasının önemli olduğunu konusunda dikkatinizi çekmek isterim.“Gelişmiş ülkeler engelli çocuğu olan aileye psikolojik, sosyal ve ekonomik katkı sunuyor. Gidip ailenin kapısını çalmak gerekiyor. Çocuklar hepimizin ortak geleceği. Bir çocuğun geleceği yalnızca anne babaya bırakılmamalı. Maddi nedenlerden evinden sokağa çıkamayan insanlar var. İnsanların zorunlu ve sağlık gibi en temel ihtiyaçları yardıma, mavi kapağa, iyi yürekli insanların harekete geçmesine bırakılmamalı. Sağlık gibi temel ihtiyaçların mutlaka devlet tarafından karşılanması gerek ancak karşılanmıyor. Örneğin tekerlekli sandalyeyi nereden edindiniz diye sorduğumuzda her 100 kişiden 99’u kendim aldım diyor. Bu engellemeler, devlet bütçesinin tasarruf ettiği anlamına gelmiyor. Örneğin bir kişi tekerlekli sandalye verilmediği sürece istihdama katılması engellenir, diğer vücut fonksiyonları bozulabilir, hastaneye daha çok gider, başkasının yardımına muhtaç olduğu için o kişi de aktif istihdamdan kopar. Böylelikle devlete yükü de aslında artar.

Türkiye’de Engelli İstihdamı

4857 sayılı İş Kanununun 30 uncu Maddesi kapsamında; “İşverenler, elli veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör işyerlerinde 3 engelli; kamu işyerlerinde ise 4 engelli bireyi meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmak yükümlüdürler.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 53 üncü maddesine göre; “Kurum ve kuruluşlar bu Kanuna göre çalıştırdıkları personele ait kadrolarda 3 oranında engelli çalıştırmak zorundadır.”

Öncelikle “Türkiye Özürlüler Araştırması”na göre, Türkiye’deki engellilerin 36,33’ü okuma ve yazma bilmemektedir. Okuma ve yazma oranının düşük olması, engellilerin iş gücüne katılımını olumsuz yönde etkilemektedir. Dahası, eğitim ve kurslara erişimde sorun yaşamaları, hatta bazı eğitimlerden dışlanmaları, engellilerin çalışma hayatı konusundaki beklentilerini azaltmaktadır. Engellilerin eğitim seviyelerini yükseltmeleri için onlara uygun koşullarda okulları çoğaltarak daha iyi bir eğitim alabilmeleri sağlanmalıdır. Çünkü eğitim seviyesi ile işsizlik oranı arasında güçlü bir bağ vardır. Eğitim, öğretimini tamamlayan engeli olmayan kişiler için bile iş piyasasına girmek, herkes için zorlu bir mücadele vermeyi gerektirmektedir. Bununla birlikte, engelli gençler engelli olmayan adaylara göre istihdam için çok daha az seçenek ile karşı karşıyadır. İşverenlerin birçoğu engelli istihdam etmek zorunda kaldıklarında, engelleri görünmez olan bireyleri işe almayı tercih etmektedir.

Engelli bir birey iyi bir eğitim almış olsa bile, görünür bir engeli olması nedeniyle iş yaşamından uzaklaşmaktadır. Engellilere yönelik yeni istihdam fırsatlarının yaratılması ve engellilerin istihdam zorunluluğu konusunda işyerlerinin denetlenmesi büyük bir öneme sahiptir. Mevcut durumda 50 veya daha fazla sayıda personel çalıştıran iş yerleri belirli sayıda engelli istihdam etmek zorundadır, aksi takdirde para cezası ödemekle cezalandırılmaktadır. İşverenler engellilerin özel ihtiyaçlarına göre fiziksel çevreyi düzenleyerek ve onlara uygun işle ilgili ekipmanları sağlayarak engelli istihdamı yaratabilirler.

Hükümetten beklentiler nedir?
  • Engelli istihdam eden işletmelere çeşitli vergi teşvikleri ve destekler verilebilir. Bu teşvikler ve destekler özellikle küçük işletmeleri hedef almalıdır. Böylece 49 veya daha az çalışanı olan işletmelerin engelli istihdam etmesi teşvik edilmiş olur.
  • İşletmelerini engellilerin erişimine uygun hale getiren işletmelere verilecek karşılıksız krediler olabilir.
  • İşletmelerin iş yerlerini erişilebilir hale getirmek için yaptığı masraflar vergiden düşürülebilir.
  • Benzer bir şekilde, işe alınan her engelli için gelir vergisi indirimleri uygulanabilir.
  • Engelli istihdam etmek isteyen şirketlere mesleki eğitim konusunda verilebilecek destekler olabilir. İşverenin engelli çalışanlarına mesleki eğitim sağlamasını kolaylaştıracak ve bu eğitimi yaygınlaştıracak her türlü destek bu kapsamda düşünülebilir.
  • Engelli kişi ve ailelerinin toplumsal dışlanmışlıktan kurtarılması için toplumca yerine getirilecek sorumluluklara bağlıdır. Her şeyden önce kamusal alanda engelli kişilerin hareket serbestisi sağlayacak önlemler alınmalıdır. Örneğin şehirlerdeki kaldırım ve kamu hizmet binaları engellilerin rahat hareket edecekleri şekilde düzenlenmelidir.
  • İnsana yaraşır bir hayat ve toplumla kaynaşan yaşam biçimi engellilerin en doğal hakkı ve devletin görevidir. Devletin engellilik konusunu eğitsel ve örgütsel yönleriyle bir bütün olarak ele alması insan haklarının da bir gereğidir.
Kaynak: Editör: Emin Ayyıldız
Etiketler: DSP, İstanbul, İl, Başkanlığı’ndan, anlamlı, ziyaret,
Yorumlar
Haber Yazılımı