• 5.6667 TL
  • 6.4975 TL
  • 7.3492 TL

Buket Uzuner: “Çocuklara da benden bir şey kalsın istiyordum”

Buket Uzuner: “Çocuklara da benden bir şey kalsın istiyordum”
  • Defne Kaman’ın maceralarına alışmıştık, “Su” ve “Toprak”tan sonra okuyucular yine bir Defne Kaman macerası olan “Hava”yı bekliyordu. Neler söylemek istersiniz?
Evet, aslında “Hava”yı yazmaya devam ediyorum ve zaten ben 3-5 yıl arasında bir roman bitirebiliyorum. Hiçbir romanım daha kısa bir sürede yazılmadı. Aslında isterim ben de yılda bir roman yazabilmeyi ama bunu başaramıyorum. Bu biraz da araştırmayı sevmemle ilgili, çünkü Araştırma kısmından haz duyuyorum. Mekan araştırmasını seviyorum. Mesela “Gelibolu” romanını yazarken Çanakkale’de 3-4 yıl yaşadım. “Toprak”ı yazarken Çorum’da yaşadım. “Hava” da Kayseri’de geçiyor. Hem Kayseri’yi araştırmak hem Selçukluları biraz araştırmak, bir yandan da tabi hava elementiyle ilgili araştırmalar yapmak gerekiyor. Dörtleme olduğu için en baştan hepsinin temel nitelikleri belli romanlar, yani yeni bir romana başlarmış gibi olmuyor. O açıdan avantajlı. Fakat bir gazeteci kadının hayatı üzerinden gittiği için ve Türkiye’de yaşayan bir gazeteci kadın olduğu için de tabi ki yaşadığımız koşullardan etkileniyor. 10 yıl önce romanı kurmaya başladığımda Defne Kaman’ın maceraları için düşündüğüm şeyler yaşadığımız ortam ve güncel değişimler nedeniyle değişmeye başladı.
  • “Hava” kitabını beklerken bu arada sürpriz bir şekilde “Ah Bir Kedi Olsam” kitabınız çıktı. Çocuk kitabı yazma süreciniz nasıl gelişti?
Çocuk kitabı aslında araya girmedi 10 yıldır elimdeydi. Çocuklara da benden bir şey kalsın istiyordum. Ama bizde emekli öğretmenlerin ya da emekli eğitimcilerin rahatlıkla oturup çocuk kitabı yazması bana hep ters gelmiştir. Çünkü çocuklara yazmak ciddi bir iştir. O yüzden ben bu kitabı konusu hazır olduğu halde 10 yıldır yazamıyordum. Çocuklar yetişkinlerden daha iyi görüyorlar. “Kral çıplak” diyen çocuktur, o cesareti de var ve hayal güçleri de yüksek. Dikkatli olmak ve pedagoji bilmek gerekiyor. Ben de biraz onları çalıştım. Ama tüm bunlardan sonra en iyisini yaptım da diyemem. Bunu çocuklar gösterecek. Yani şimdi bu kitabı okuyarak büyüyen bir çocuk eğer kendi çocuğuna ve torununa da bu kitabı alacaksa o zaman başarmış sayılırım. Öyle bir kitap olsun istedim. Yoksa ben de bir çocuk kitabı yazayım değil… İlmik ilmik ilerleyen bir şey ve aslında biraz otobiyografik bir kitap oldu.
  • Peki, “Ah Bir Kedi Olsam” hikayesi nasıl kurulmaya başladı?
Oğlum küçükken yazları biz ailecek Büyükada’da yaşardık, kedimizi de alıp giderdik. Orada öğle zamanında öğle uykusunu uyumazdı ve güneşte bisikletle gezmesin diye ona bir öykü kurmaya başladım. Kedimiz de hikayedeki gibi gerçekten “Fındık”tı ve oğlumun adı da Can. Öğle yemeğinden sonra “kedimiz ne güzel uyuyor değil mi bir sabah uyansak, kedi olsak” gibi o bir cümle söylüyordu, ben bir cümle. Bu böylece yıllarca sürdü. Sonunda kedi olarak uyanmalarına kadar birlikte kurduk. Sonra o büyüdü ve bu kitabı yazmak hep aklımın bir kenarındaydı. Anne olanlar iyi bilir, çocuk kitapları konusunda fakiriz. İyi edebiyatçılarımız var ama iyi bir yetişkin kitabı yazarı çocuk kitabı yazamayabilir. Çünkü ayrı alanlar bunlar. O yüzden tedirgindim ve uzun yıllar aldı. Bir de anne babalar çocuklarına kitap okurken sıkılıyorlar. Çünkü o kadar mantıksız, saçma sapan şeyler fantastik kurgu adı altında konuluyor ki çocuk da gülüyor ve zaten bitirmiyor çoğunu. O kitaplar alınıyor ve sonraki nesle taşınmıyor.
  • Bu kitabı yazarken hayvanlar arasından kedi seçmenizin bir nedeni var mı?
Başka bir çocuk kitabı da yazıyor olsaydım yine kedili olurdu. Çünkü kedinin sembol olarak anlamı var. Özellikle yaşadığımız dönem sembollerin daha önem kazandığı ve sembollerle dolaylı anlatımın öne çıktığı yıllarda yaşıyoruz. Bunu isteyen istediği gibi yorumlayabilir. Kedi aslında dik başlılığı ifade eder ve kendi kurallarını yaratmasına rağmen de sevilesi bir canlıdır. Artık fare yakalamak gibi bir fonksiyonları kalmadı ama buna rağmen biz onları sevmek için besliyoruz. Evde kediyle büyüyen çocukların hem sağlık olarak bağışıklık sisteminin daha az alerjik olduğunu ve hem de paylaşma duygusunu öğrendiğini görüyoruz.
  • “Ah Bir Kedi Olsam” kitabının devamı niteliğinde başka bir çocuk kitabı daha gelecek mi?
Bilmiyorum, zaten ben seri halde hikayeyi de pek sevmiyorum. Mesela “Kumral Ada Mavi Tuna’nın” devamını yaz diyorlar. Yazsam satar çünkü onun okurlarının hepsi alacak ve bu kitap 20 yıldır basılıyor. Ama ben sündürmeyi sevmiyorum. Her şeyin bir bitme dönemi var. İleride belki bir çocuk kitabı yazarım ama zor, yani 3 tane yetişkin kitabı yazabilirim o sırada. Çocuk kitabı yazarken aynı hazzı almıyorum. Çünkü çocuk bundan nasıl etkilenecek gibi sorumlulukları var. O yüzden böyle bir hayalim şimdilik yok. Ama bu kitabı çocuklar sever ve ileride yine yazmayı düşünebilirim.
  • Bu hikayede hayvanlarla empati kurabilen ve hatta isteyip kedi olabilen bir karakter olarak “Can” karşımıza çıktı. Bu hikayeyle çocuklara soru sordurtmak istiyor musunuz?
Bence sanat ve edebiyatın yapmak istediği, çocuk kitabıysa çocuğa ya da yetişkine soru sordurmak ya da doğru bildiğimiz şeylerin “ya öyle değilse” ihtimalini getirmek. Yani çocuklar gelip bana imza gününde “Sahiden kedi oldular mı?” diye sorduğunda kafasında “Demek ki istediğim bir şey olabilirim” duygusu oluşuyor. Çocuk evde onu yapma, onu okuma, sınava hazırlan, dişini fırçala derken o sırada hayallerine de küçücük bir pencere açıyorsa eğer bu kadar kuralların arasında asıl yapmak istediği odur. Oradan çocuk kendi ihtiyacına ve yeteneklerine göre yol alır. Bütün mesele o kanalı açabilmek. Hayal gücünün kötü bir şey olmadığını ve o hayal gücünü elinde tutarsa “7 yaş ve üstü” zamanlarında bu kitabı okuyabilir. Toplumumuzun o insanlara ihtiyacı var.
  • Kitaplarıyla edebiyatımızın sevilen bir yazarı olarak, kitap yazmak isteyen genç kalemlere neler söylemek istersiniz? Mesela siz nasıl yazıyorsunuz?
Bu herkese göre değişir yani “Her yiğidin yoğurt yiyişi ayrıdır.” Kimi gece yazar kimi gündüz yazar ama kedisiz yazar yoktur onu söyleyeyim. Ama asıl söylemek istediğim bazen bana “yazar olmak istiyorum bana yardım eder misiniz?” gibi mektuplar geliyor. Yazar olanın hikayesi vardır ve o yazar. Ancak nasıl yazıldığına dair fikirler edinmek ister, iyi kitapları nasıl seçebilirim, kitaplar arası ilişkiyi nasıl kurabilirim, iyi okur nasıl olabilirim. İyi okur olmak her meslekte lazımdır. Sanatla uğraşacak insanın ben nasıl yapabilirim diye sorusu yoktur. O, yapmaya başlar zaten. Herhangi bir yerde yazardan duyduğu bir cümle, okuduğu kitaptan bir fikir onun için zaten yeterlidir. Buna örnek olarak kendimi rahatlıkla verebilirim. Çünkü ben hayatımda Sosyal Bilim ve Edebiyat eğitimi hiç almadım. Bunun okulu yoktur. Eğer size ait özgün bir fikriniz varsa birkaç bir tane yetmez zaten yazarsınız. Ama nasıl iyi yazar olunur, bunu iyi yazarları okuyarak öğrenebilirsiniz. Mutlaka klasikleri okumak gerekiyor. Hiç kimse klasikleri atlayarak hiçbir şey olamaz. Çünkü orada aslında yüzlerce yıllık süzülmüş bilgi ve görgü var. Onları atlayarak bir şey yapan insanlar belki bir gecede iyi bir tanıtımla ve çevreleri genişse ünlü bir yazar olabiliyorlar. Ama kalıcı olmak önemli bir şey. Kalıcı olmak için de samimi olmanız lazım. İnsanın kendisinin okuyabileceği kitaplar yazabilmesi önemlidir. Yoksa zaten her meslekte tüccar vardır.

Röportaj: Rukiye AY

[gallery ids="22103,22104,22105,22092"]
Paylaş

Yorumlar