• 5.6888 TL
  • 6.5668 TL
  • 7.4717 TL

‘Biz beyefendilik verdik, onlar köle olmayı tercih ettiler’

‘Biz beyefendilik verdik, onlar köle olmayı tercih ettiler’

 

İstanbul taksicileri hareketli ve kaygılı günler geçiriyor. Oda seçimlerinin ardından bir türlü düzene girmeyen taksicilik ve plaka fiyatları hızla değer kaybediyor. İTEO eski Başkanı Yahya Uğur ilk kez taksiciliğin son durumunu bu derece detaylı olarak gözler önüne seriyor ve uyarıyor: Böyle devam ederse taksiciliği zor günler bekliyor... Bir birinden önemli açıklamalarıyla İTEO eski Başkanı Yahya Uğur ile yaptığımız röportajın ilk bölümü.

 

Şu anda yürürlükte olan “turkuaz taksi” uygulaması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Turkuaz taksi uygulaması bugünkü şekliyle doğru bir uygulama değil. Bu uygulama 2016 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin almış olduğu en güzel kararlardan bir tanesi idi. Kararın o zamanki halinde isteyen taksici turkuaza isteyen de siyah taksiye geçebilecekti. Turkuaz taksi orta segment, siyah taksi de lüks standartlarda taksi sınıfı. Turkuaz taksinin taksimetre fiyatı yüzde 15 farklı; siyah taksinin de sarı taksiye göre yüzde 100 farklı. Bence İstanbul'da belli sayıda turkuaz, belli sayıda da siyah taksiye ihtiyaç var. Bunların rakamlarını aşağı yukarı vermek gerekirse 5-6 bin turkuaza, 1.000 kadar da lüks taksiye ihtiyaç var. Taksiciler olarak farklı bölgelerde farklı taleplere göre araç arz edebilmeliyiz. Eğer biz bunları taksilerin içerisinden seçmezsek müşterimize sunmazsak o zaman korsan oluşumlar gelip o boşlukları dolduruyorlar.

Korsana ihtiyaç duyulmasının sebebi araç kalitesindeki yetersizlik mi insan kalitesi mi?

Her ikisi de. İstanbul çok büyük bir metropol. “İstanbul'un her yerinde turkuaz taksiye ihtiyaç vardır.” denirse yanlış yapılmış olur.  İstanbul'da bugün bana göre en az 10.000 sarı, 5.000 turkuaz, 1.000 sıkça gördüğümüz siyah tür, 1.000 adet de lüks araç olmalı. Neden rakamlar bu şekilde olmalı derseniz, İstanbul'un farklı ilçelerini göz önüne getirin; kimi ilçeler gelişmiş kimi ilçelerse gelişmesini devam ettirmekte. Maslak’taki müşteri potansiyeli ile İstanbul’un gelişmekte olan bir ilçesini kıyaslamak doğru olmaz.

‘Esnafa fitne akıttılar’

2016'da alınan karar neticesinde turkuaz taksi alımında sizin beklentiniz oranında gelişme sağlandı mı?

Hayır, beklediğimiz gelişmeyi göremedik fakat bunun farklı sebepleri vardı. Esnafa birtakım çevreler fitne akıttı. “Bu karar kaldırılacak.” dediler, esnaf da buna inandı. Zaten son 2 yılda yaptığımız çalışmalara bakarsanız bu fitne ile meşgul olan grup alınan en muhteşem kararları dahi mahkemeye taşıdılar. Mesela indi bindi ücretini mahkemeye taşıdılar -ki indi bindi ücreti taksicilerin bugüne kadar elde ettiği en büyük kazanım ve kısa mesafe sorununu anında bıçak gibi kesti. İndi bindi ücreti taksicinin imajının yükseltilmesinde de çok önemli rol oynadı.

Turkuaz takside gelinen son noktanın sebebi ne?

Turkuaz taksi konusu ihanetin en büyüğünü barındıran konudur. Bunu Oda’daki yöneticiler ve havalimanı taksi kooperatifi başkanı, özellikle ikisi gidip beraber teklif ediyorlar. Amaçları kendilerinin başka konulardaki taleplerine karşılık söz vermek zorunda kalmaları. Oda başkanının birçok minibüsçü akrabası var. Minibüslerin taksilere dönüştürülmesi konusunda söz verdikleri için bu talepte bulunuyorlar. Büyükşehir de odadan talep gelince bu kararı hemen onayladı.

Büyükşehir Belediyesi ile taksiciler arasında bir sürtüşme mi var?

Ben bir dönem Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’nda yönetim kurulu üyeliği yaptım. Tüm Türkiye'de esnaf ve belediyeler arasındaki tartışmalara, yaptırımlara ve büyük problemlere şahit oldum. Bu çerçevede şunu söyleyebilirim: İstanbul Büyükşehir Belediyesi tüm esnaf gruplarının temsilcilerinin görüşlerini alarak bir şeyler yapmaya çalışıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi taksilere ne yaptı? 2004 yılından itibaren taksilerle ilgili kararlar İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından alınıyor. Bunu birçok arkadaşımız bilmiyor. Önceden emniyete gidip taksi ruhsatlarını alıyorlardı; onlar yetkinin emniyette olduğunu Büyükşehir'in zorluk çıkardığını düşünüyorlardı. Bu yanlış bilginin giderilmesi uzun zaman aldı. Büyükşehir Belediyesi'nin taksiciye %5 zam verilmesi kararının dışında büyük yanlış yaptı dediğim bir kararı olmamıştır. %5 zam da sonradan öğrendik ki maalesef işi esnafı yönetmek olan Birlik tarafından talep edilmiş bir durum. Yani onun da Büyükşehir Belediyesi ile alakası yok. Bizim taksicilerle yakalamış olduğumuz başarıdan rahatsız olan birtakım kesim var. Bunlar zaten esnaf falan değil, başkanlıktan para kazanıyorlar.

Bunun dışında Büyükşehir Belediyesi neler yaptı: Taksi durakları, indi bindi ücreti, görme engelli tabelaları, her yıl eylül ayında zam verilmesi. Özellikle her yıl eylül ayında zam verilmesi konusunda Büyükşehir ile görüşme yaptık. Çünkü tüm ürünlere zam geliyor ve insanlar bunu artık kanıksadı. Mesela benzin fiyatları... Dünyadaki hareketlilik ülkemizdeki benzin fiyatlarına da yansıyor. Bu sebeple her yıl TEFE-TÜFE, asgari ücret ve yakıta gelen zam oranlarının ortalaması alınarak taksimetreye zam yapılması konusunda İBB ile almış olduğumuz bir karar var.

‘Bunlar başkanın üstünde’

Gelinen duruma baktığımız zaman zam talep etmesi gereken bir esnaf odası var. Ancak zam talebinin bir kooperatif başkanı tarafından yapıldığını görüyoruz. Odanın bu talebi alkışladığını ancak kendisinin bir girişimde bulunmadığını görüyoruz. Bu durumda oda yetersiz kalıyor ve birileri bu eksiği mi tamamlıyor?

Taksici adına zam talep etmek  elbette ki odanın görevidir. Ama şu anda zaten ortada oda diye görülebilecek bir yapı yok. Eskiden yöneticilik yapmış 5 kişi, bizim karşımıza çıkmaya cesaret edemeyen adamlar, bizim içimizden bugüne kadar kimsenin bir kerametini görmediği  ama sadece fitneye ve hainliğe müsait bir kişinin altında birleşmeyi kabul ettiler. Ortaya çıkan durumlardan da anlaşıldığı gibi aslında mevcut başkanın altında bir yapı yok. Bunlar mevcut başkanın üstünde. Dolayısıyla 5 tane adam beş ayrı koldan ona talimat verebiliyorlar.  Bu kişiler teker teker bizimle başa çıkamayacağını bildikleri için ancak şimdiki başkanı da ciddiye almadıkları için her biri ayrı koldan çalışıyor ve talepte bulunuyor. Mevcut başkan da mecburen kabul etmek zorunda. Çünkü birisi yanından çekilir gibi yapsa herkes sallanıyor. Bu sebeple şimdi birlik zamanı diye aslında kendi içlerinde bir birlik tutturmaya çalışıyorlar.  Sağa sola yaptıkları çağrı aslında birbirlerine. 5 adam birlik olmuş; bir tanesi ben her ay gelip gidemem ama bana 15.000 lira maaş ver diyor, bunu kabul etti. Bir tanesi havalimanı taksi aleyhine hiçbir şey söyleyemezsin, ben ne söylersem onu kabul edeceksin diyor, onu da kabul etti. Diğer bir tanesi benim odaya 300.000 Lira borcum var, onu benden istemeyeceksin dedi, kabul etti istemiyorlar. Diğer bir tanesi benim eşim dostum akrabam var, bunları Çandarlı'ya bedava göndereceksin diyor, onu da kabul etti. Bu 5 kişiden her biri istediğini alıyor ama istediğini alamayan, beklentisine karşılık bulamayan tek bir grup var o da esnaf. Esnaf D segmentinden mağdur olmuş, kiracılar bırakmış, sarı taksi tarihe karışmış, her gün yeni bir karar... Adamlar ne isteyeceğini bilmiyor ki belediye versin.

Şimdiki oda başkanı Habertürk programında şoförler için “İstemiyorlarsa gidebilirler!” gibi bir açıklama yaptı. Size göre bu işin patronu kim ve şoförlerin bu işin içindeki yeri neresi?

Patron ne plaka sahibi, ne şoför, ne de İBB. Patron müşteri. Şoför taksi sahibi ile beraberdir, eğer her ikisini bir değerlendirmezseniz hata edersiniz. Müşteriye göre taksici kimdir? Direksiyon başında oturan kişi. Direksiyon başında şoför  oturuyorsa mal sahibini temsilen oturuyor. Dolayısıyla şoförüne söylenen her kötü laf sana söylenen laftır.

İkincisi biz büyük bir aileyiz derken neyi söylüyoruz? 50.000 şoför var, 18.000 taksi sahibi var, bir de aileler var 300.000 kişiyiz. Şoförü ayırdığın zaman geriye 18.000 kişi kalıyor. 18.000 kişiyi de 35 tane oda almış. Sen kimi nereden kovuyorsun? Bu ailenin üyelerini parçalayamazsın.

İstanbul Taksiciler Esnaf Odası bizim dönemimizde sadece İstanbul'un değil tüm Türkiye'nin taksicilerinin sorunlarına çözüm bulma amacıyla çalışmıştır. Korsanla mücadele yasasında olduğu gibi.

İstanbul'un cefasını direksiyon başında olan şoförler çekiyor. Havalimanı taksicilerinin şehre yolcu getirip buradan da başka yerlere yolcu alması söz konusuyken, şehir taksicisinin havalimanından müşteri alması mümkün değil. Şu andaki başkan da şehir taksicisinin havalimanından müşteri almasını kabul etmiyor. Siz daha önce havalimanında başkandınız, bu uygulama o zaman da vardı. Ancak şu anda bu uygulamaya bakış açınız farklı, ne düşünüyorsunuz?

Ben 1980 yılından beri havalimanındayım. O zamanki taksiciler çok farklıydı, hakikaten hangi arabada kimin çalıştığını bilmiyorduk. Taksilerin renkleri farklı farklıydı, tek rengi yoktu. Sadece dama vardı, plaka da pahalı değildi o zamanlar. Dolayısıyla herkes alıp bir taksi çıkabiliyordu. O zamanlar havalimanında sıkıyönetim, askeri idare vardı. O günün şartlarına bakarak “Havalimanındaki arabaların belli bir yapıda ve kayıtta olması lazım.” dediler.  O durum için doğru bir karardı ancak zaman içerisinde İstanbul'daki taksiler belli bir kaliteye ulaştı. Sabıka kaydı, sağlık raporu ve buna benzer birçok evrak isteniyor. Şoförün bu iş için yeterli olup olmadığı tespit ediliyor, sonra direksiyona geçiyor. Kaldı ki iTaksi çıktı. Taksilere kamera sistemi geldi, güvenlik sağlandı, artık taksicinin bulunmama gibi bir ihtimali yok.  Arabalarda takip cihazı var. Hangi taksi nereye gitmiş, nerede durmuş hepsi görünüyor. Siz burada mevcut durumu değiştirmeye kalkıyorsunuz ancak aynı zamanda yeni bir durum oluşuyor. Türkiye'ye dünyanın en büyük havalimanı yapılıyor, eski havalimanı kalkıyor. Eski havalimanı için bunu söyleyebiliriz ancak burada yeni bir oluşum var. Yapı yeniden kuruluyor.  Siz bu yapıyı haksızlık üzerine kurarsanız yine yarın orada dünyaya rezil olacağımız taksici kavgalarını görürüz. Böyle bir kaynak israfı da yok.

Taksiciler D segmentine geçmekte zorlanıyor. Başka teşviklerle neden taksici oyalanıyor? Aslında alınması gereken karar “Turkuaz taksiye geçmiş olan her araç havalimanına gidip oradan da işini alabilir?” diyeceksin. Bu İstanbul'un kalitesinin artması yönünde en büyük teşviktir. Bu sadece Havalimanı için geçerli değil, İstanbul'un her yerinde var olması gereken bir durumdur. Beylikdüzü'ne gittiğinde de bir taksici müşteri alarak geri dönmek ister.

Araçların D segmentine geçmesi Uber’i bitirir mi?

Uber’in bitirilmesine katkıda bulunur. Ben bugüne kadar taksiciliğin en büyük tehlikesi olarak Uberi gördüm ancak Uber’in aplikasyonunu değil. Teknoloji ilerlemiş artık taksi duraklarının yerine geçmeye çalışıyor, müşteriyi ben vereceğim diyor. Bunu da akıllı telefonlar üzerinden yapan sistemler çıkmış, bununla başa çıkamazsınız.

Siz neden yönetiminiz dönemindeyken buna önlem almadınız?

Bu konu ile ilgili en fazla çalışma yapan oda biz olduk. Bizim yaptığımız önleyici tedbirlerin harcanması ile stratejinin değişmesiyle bugün bir anda nereden nereye gelindiğini görebilirsiniz. Uber 2014'ün ortalarında Türkiye'ye, İstanbul'a geldi. O zaman taksicilere ücretsiz müşteri vereceğim dediğinde biz karşı çıkmıştık, özel arabalara da müşteri veriyorsunuz demiştik. Durakların da bu sistemi desteklemesini engelledik. Bizim dönemimizde yani son 4 senede Uber’in içinde çalışan özel araç sayısı 400’dü. WOW Otel’deki yemeğe kadarki süreçte biz kamuyu sıkıştırdık, sürekli denetimler yaptırdık, Emniyet Müdürlüğü'nü harekete geçirdik, takip ettik, Maliye dahil tüm bakanlıklardan Uber’in yasa dışı iş yaptığının belgelerini aldık. Maliye dedi ki Uber vergi kaçakçısı. İçişleri Bakanlığı Uber korsan taksici, Büyükşehir Belediyesi Uber korsan çalışıyor dedi. Biz Ulaştırma Bakanlığı’na D2 belgelerinin suiistimal edildiğini bu belgelerin yönetmeliğinin revize edilmesi gerektiğini söyledik. İşte bunlardan dolayı çok büyük mesafe almıştık. Ancak bizim amacımız dü̈nyadaki örneklerinden gördü̈ğü̈mü̈z üzere Uber’in içerisinde korsan araba alıp da çalıştıran kişilerin hepsi taksicilerdi. Eğer biz bunu şu andaki yönetim gibi seçim malzemesi olarak kullanıp yapıp ortak bir hareket olarak duyurmaya kalkarsak içimizdeki gevşeklerin hepsinin oraya gideceğini gördük.

Refahiyeliler birinci sırada

Uber’cileri takip edin, içerisinde memleket durumlarına göre hep eş dost birbirlerini çağırmışlar. Bizim dönemimizde en çok Bayburtlular vardı. Alibeyköy civarında oturan Bayburtluların hemen tamamı araba alıp Uber’e çalışmaya vermişlerdi. Mevcut yöneticilerden bir tanesi de bunu çok iyi bilir çünkü onun köylüleri idi. Şu anda bakın Refahiyeliler birinci sıraya geçmiş durumda. Neden? Çünkü 12 Mart'ta vatandaş çıkıp bir kabadayılık yaptı. Devlete millete parmak salladı, ertesi gün “Özür dilerim, özür dilerim!” dedi ama o olaydan sonra Uber’in içerisinde çalışan korsan araç sayısı 11.000’e çıktı.

Devletten aldığınız “yasal değildir” belgelerini ne amaçla aldınız, nerede kullandınız?

O belgelerle mahkeme açtık zaten Çağlayan'da yapılan eylem bizim açtığımız mahkemenin duruşmasıydı. Hiç kimse düşünmedi mi bu adam böyle bir mahkeme açtı ve bunu neden duyurmadı? O vatandaş da gidiyor başkan sıfatıyla orada cahilce açıklamalar yapıyor, ertesi gün özür diliyor ve işin garip tarafı bu açıklamadan sonra beni arayan bir radyoda “Çok cahilce bir açıklama, haklıyken haksız duruma düştük ve şimdi sayısı artacak!” dedim diye mevcut başkan beni mahkemeye vermiş. “Bana cahil dedi.” diye dava açmış, savcı da gayet güzel bir cevap vermiş: “Sen yaptığın konuşmadan dolayı özür diliyorsun devletten basından. Senin konuşmanı eleştiren kişiyi de savcılığa veriyorsun.” diye cevap vermiş.

O süre sonrasında 8 yıl boyunca görmediğimiz bir şekilde taksiciye karşı medyadan ve müşteriden bir tepki gördük.

Medyanın  yaptığı haksız bir yargılamaydı. İstanbul'da sadece ve sadece 200 tane taksici görünümlü çapulcu taksicilerin imajını bozuyor. Biz bunun 8 sene boyunca tespitini yaptık, bunların yerleri de belli. Devlet bunları kimin koruduğunu bulmalıdır ama biz açık yüreklilikle hem televizyonlarda hem esnafımızın karşısında 200 yanlış adamın günahını tüm taksicilere ödetemezsiniz diye konuştuk. Bu haksızlık. Şu anda da bu haksızlık yüzünden taksicilik gidiyor. Şu anda bu hatalı kişilere bakıp taksicilerle ilgili çok ağır yaptırım kararları alıyorlar. Bu bir haksızlık bunun doğru anlatılması lazım, bunu anlatacak kişinin de başkan olması lazım ama başkanın da böyle bir gücü yok, vizyonu da yok. Başkan olmak için sadece oy almak yetmiyor. Geçmişte karşı olduğun, hırsız dediğin insanlarla bir araya gelip, sürekli övdüğün kişiye de hırsız demekle başkan olunmuyor. Başkan olmak her şeyi çözmüyor. Başkan olmanın ağır sorumlulukları bedelleri var. Başkan olmak yetmiyor, okuryazar da olmak lazım, okuduğunu anlamak da lazım, iki adım sonrasında ne olacağını da öngörebilmek lazım. 18.000 kişinin içerisindeki tüm taksiciler eminim ki bu başkandan daha çok vizyon sahibidir.

Sarı taksinin içerisinde iken müşteriye tepki veren taksici Uber’e geçince nasıl birdenbire beyefendileşiyor, tutumu neden değişiyor?

Eve telefon açıp da ben size misafirliğe geliyorum diyen kişinin ayak sesleriyle, hırsızın ayak sesleri bir olmuyor tabii. Hırsız olunca yakalanmamak için biraz daha kibar oluyorlar tabii.

Uber biter mi?

Aplikasyon olarak yüzde 100 biter ancak esnafımız şu anda Uber’den değil de Uber işi yapan siyah minibüsleri görüyor ya işte bu siyah minibüslerden çekecek. Bu tedbirlerle siyah minibüslerin sadece sayısını artırırsın, Uber’i bu siyah minibüsler ne için kullanıyor? Müşteri gelsin diye. Yarın sistem kapatılır ancak Türkiye içerisinden çıkacak başka aplikasyonlara taksici esnafı direnemez. Çünkü taksici Uber’e hep vergi kaçakçısı diye tepki gösteriyor, ben de buna kızıyorum. Çünkü vergi denetimi taksicilerin görevi değil; bizim görevimiz bize yasal olarak böyle bir ruhsat verilmişken ruhsatsız kişilerin taksi yolcusunu taşımalarını ihbar etmektir. Vergiye bağlasalar bizim sorunumuz çözülür mü? Çözülmez. Esrar kaçakçıları da biz vergi ödeyelim diyor ama mesele vergide değil. Vergi kısmı zaten Maliye Bakanlığı'nın denetiminde. O bizi ilgilendirmiyor. Onların ruhsatları taksi taşımacılığı yapmaya yetmiyor. Amerikalı Uber Türkiye'de barınamayacaktır ama bizim yerli ve milli çıkacak hırsızlara karşı taksicinin şu anda direnci ve tedbirleri yeterli değildir. Şu anda yanlış istikamette  ilerleniyor.

“Uzay Taksi geliyor!”

Bir liderin en önemli özelliği basiretli yani vizyon sahibi olması. Siz 8 yıl boyunca Uber’in ayak sesini duyduğunuz halde dünyadaki örneklerini gördüğünüz halde neden Uber’in önüne geçecek bir aplikasyon üretmediniz ya da üretilmesine destek olmadınız?

Basiret noktası olarak bakarsak kendimi bu konuda çok basiretli olarak görmem gerekir. 2010 senesinde göreve gelişimizin 3. haftasında gazetelerle de belgeleyebilirim acilen bir aplikasyon kurulması ve taksilere takip sistemi ile müşteri alabilecekleri bir aplikasyon ve elektronik olarak can güvenliğini sağlayabilecek bir sistem kurulması noktasında Büyükşehir Belediyesi ile görüştük ve kabul ettirdik. Hatta hatırlarsanız Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş Bey “Uzay Taksi geliyor!” diye bu projemizi medyayla paylaştı. Belediyenin dağına kar yağmıyor. Taksiciler bu aplikasyonu kendi imkanları ile yapamazlar. Bir kamu denetimi gerekir. Bugün özel şirketlerin yaptığı aplikasyonlar var. Yarın şirket patronunun verdiği bir kararla özel araçlarla çalışmaya başlayabilirler. Çünkü tüm müşteri bilgisi ellerinde bulunur. Bu tehlikeyi göz ardı edemezdik. Bu yüzden Büyükşehir Belediyesi'nin böyle bir aplikasyon çıkarmasını gerekli gördük. Taksicinin tek kurtuluşu iTaksi’dir.  Arkadaşlar bazen diyor ki neden Büyükşehir'e bu kadar bağlısınız, çünkü 7 tane özel aplikasyon çıkmış olması belki taksici için yeterlidir ancak tehlikeyi bertaraf etmez bunları her zaman dengede tutacak bir kamu aplikasyonu olması lazım. Fırıncılar zaman zaman zam yapar. Halk Ekmek der ki: “Biz ekmek fiyatını bu noktada tutuyoruz.” Dolayısıyla her şey fırıncıların istediği şekilde gitmez, bir denge sağlanır. 7-8 aplikasyon muhakkak olmalı, kararını da çıkarttık. Tekel olmamalı ama onları hizada tutacak bir kamu denetimi olmalı. iTaksi de olmalı özel aplikasyonlar da olmalı.

Özellikle seçim döneminde muhalefet ve dolayısıyla esnaf iTaksi’ye çok tepki gösterdi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Esnaf teknoloji konusunda çok fazla bilgiye sahip değil. Dolayısıyla bu konularda fitneye çok çabuk inanabiliyorlar. Bugün yönetimde olanların hepsi açık açık şunu söylediler: Belediye gelirimize yüzde 5 ortak olacak, yani ayda 20 bin lira kazanıyorsan bin lirasını belediye alacak. Oysa böyle bir şey yoktu. Bunu şimdi de biliyorlar ama diyorlar ki bunu söylemezsek seçimi kazanamazdık.

8 yıl boyunca iddia edildiği gibi belediyenin noterliğini mi yaptınız?

Büyükşehir Belediyesi'nin noterliği çok çok önemli bir görevdir, kim vermiş bize o görevi? Büyükşehir Belediyesi kamu kurumudur, devlettir. Bizi devlete noterlik yapmakla suçluyorlar ama şimdi bunu iddia eden vatandaşı belediyeden içeri sokmuyorlarmış. Eee nasıl savunacaksın bu durumda esnafı?

Etiketler
Paylaş

Yorumlar